13 Ağustos 2014

ARE Sergi İncelemeleri No :16 Pera Müzesi -Duvarların Dili Graffiti / Sokak Sanatı

Şehre Yayılmış Sergi - Duvarların Dili Graffiti/Sokak Sanatı


Asansör kapılarından tutun , geçiş koridorlarına kadar Pera Müzesi'nin yeni sergisi için müzeyi vandallar bastı demek oldukça çok yanlış olacak . Vandalizm her ne kadar geçmişte kimi zaman graffiti için doğru bir tanımlamaymış gibi olsa da günümüzde durum çok farklı .Toplumsal bilinç,görsel zenginlik arttığı gibi, ortada yaptığı eseri X galeri,kişiye satmaktansa bu işi tamamen duygusal olarak yapan , çoğu zaman kullanacağı tüm boyaların harcamasını kendi cebinden yapan ve ortaya çıkardığı eseri topluma adayan ,ve çalışmalarını kaderi ile baş başa bırakan birileri var. Onları belki tanımıyoruz , tag adını verdikleri imzaları,takma adları  ile varlıklarını belli ediyorlar ya da sürekli kullandıkları semboller ile ... 




Her katta asansör farklı graffiti grafik çalışmaları ile giydirilmiş , sergi ile bütünleşmiş



Bu sokak sanatçılarının bazılarına Pera Müzesi şehre yayılmış farklı sergisi ile ev sahipliği yapıyor  , Roxane Ayral küratörlüğünde ,Beyoğlu ve Beşiktaş Belediyesi , Jotun ve Montana boya katkılarıyla izleycilere sunulmuş bu sergi 3 kata yayılarak , graffiti sanatının hemen hemen bütün tekniklerini gözler önüne serdiği gibi , olayın çıkış noktasına , şehir dışlarına , yanlış kentleşme ve kentsel dönüşümlerle kendiliğinden virane olmuş şehirlere ,bloklaşmaya göndermelerde bulunuyor. 






Graffiti toplumdan , toplumsal olaylardan kopamıyor . Çıkış noktası her ne kadar bireysel, kitlesel var oluş hareketi gibi yorumlansa da , genel olarak popüler,eylemsel ve barışçıl toplumsal konuları işliyor . Bazı kaynaklar tarih öncesi mağara yazılarını bile birer graffiti çalışması olarak yorumlarken , işin temeli Amerika'da 1970'li yıllarda , azınlık olan Afrikan ve Hispanik kökenli bireylerin , alanlarını belirleme ihtiyacı ile doğuyor . Sınır belirlerken adeta biz buradayız diye haykırıyorlar . Şu an Sokak Sanatı olarak kademe atlamış olsa da , toplumsal bilinç spreyle "karalanmış" olarak adlandırılan mekan ve semtlerde kimilerine göre tekinsizlik hissi yaratırken kimilerinin sahiplik duygusu ile zıtlaşıyor. 


Graffiti benim için hüzünlü bir dışa vurum . Yarattığınız eseri sokaklarda kaderi ile baş başa bırakıyorsunuz. Üstleri  boyanacak , belki yıkılacak ve ya üstüne farklı müdahaleler olacak , kısaca onu çizen kişiden uzakta artık kendi kaderi ile baş başa kalacak yaratılan eserler . Müzenin duvarlarına bakarken hissettiğim; her geçici serginin başına gelen şey bu çalışmaların bazılarının başına gelmeyecek, sanat eserini oradan kaldırıp başka bir yere koymak olmayacak , biliyoruz ki bu graffiti çalışmalarının bazıları yok olacak .  



Graffiti ile ilgili sevdiğim diğer şey , bir resim ya da heykel yapıldığında tüm artıkları ,geride bıraktıkları atölyede kalır ve steril , tertemiz bir şekilde sergilenir.Atölye sürecinden geride iz yoktur artık.  Graffiti böyle değil ,kendini oluştururken çevresine de yayılıyor , bu sergide bunu özellikle çok iyi hissediyorsunuz. Spreyin,boyanın kontrolsüz yayılması oldukça heyecanlı bir durum . Spreylerle ilgili en acımasız şey sanırım içindeki boyanın gitgide azaldığını hissetmek :)  

Sergide Paris sokaklarının 25 metre aşağısında bulunan yer altı mezarlarını ve burayı yansıtan yerleştirmeyi ve buralarda graffitinin nasıl yapıldığını gösteren videoyu görmenizi tavsiye ederim . 


Sergideki video çalışmalarını izleyerek , sanatçılar ve graffiti ile aralarındaki bağ hakkında bilgi edinebilirsiniz.  Çizdikleri şeyleri unutup , yıllar sonra yeniden karşılaşmalarına ve onlarda oluşturduğu hislere değiniyorlar. 


Kullanılan şablonlar ile oluşturulmuş kompozisyonlar görülmeye değer , hatta graffitinin 3. boyutu diyebiliriz . 


1970'ler 80'lerde öncü graffiticiler tarafından boyanmış vagonların sergilendiği çalışma oldukça farklı çalışmaları ve yaklaşımları sunuyor. Bir yerde, New York Beledyesi'nin vagonları temizlemek için oldukça büyük bütçeler harcadığını okumuştum .


Graffitiyi yorumlarken Pera Müzesinden de ilham aldığını düşündüğüm bu çalışma görülmeye değer. 


Çağdaş Sanatın vazgeçilmez ögelerinden neon da sergide graffiti yorumu ile yerini almış . 


Sergi sadece müze ile sınırlı kalmıyor , sergi kitapçığında belirtilmiş Beyoğlu ve Beşiktaş Belediyesi katkılarıyla çeşitli semt ve parklara yayılmış çalışmaları da görmek lazım . 


Sergide harika işlere imza atmış sanatçılar : 

C215 -Fransa       Cope2 - ABD           Evol -Almanya       Funk-Türkiye
Futura-ABD         Gaia -ABD               Henry Chalfant -ABD       Herakut-Almanya
Hugh Holland-ABD        JonOne-ABD          KR-ABD          Logan Hicks -ABD
Carlos Mare -ABD          Martha Cooper-ABD        Mist -Fransa
No More Lies - Türkiye     Psyckoze-Fransa       Suiko - Japonya 
TabOne - Türkiye         Tilt -Fransa     Turbo - Türkiye     Wyne - Türkiye 

5 Ekim 2014'e kadar gezebleceğiniz sergi için Pera Müzesine gitmişken milli sanat değerlerimizden Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi eserini görmeden dönmeyin.  





Ahmet Rüstem Ekici       

Copyright © 2015