22 Haziran 2017

Trans Mahpuslardan Sergi: Beni Bırakma




8. Trans Onur Haftası kapsamında Hapiste LGBTİ Ağı’nın düzenlemiş olduğu “Beni Bırakma” sergisi ile LGBTİ mahpusların bize iletmiş olduğu hapishane deneyimlerini, karşılaştıkları baskıları ve bu baskılar karşısında geliştirdikleri direniş pratiklerini yansıttıkları eserleri sizlerle buluşturarak duvarları ve sınırları kaldırmayı, paylaşımı ve dayanışmayı arttırmayı ümit ediyoruz.


Trans mahpusların kendilerini ifade etmek istedikleri işler ile Trans Onur Haftası boyunca açık olacak sergide birbirinden farklı birçok işi bir arada görebilme şansı yakalayabilirsiniz. 26 Haziran – 2 Temmuz tarihleri arasında açık olacak Beni Bırakma Sergisi İstanbul Boysan’ın Evi’nde sizi bekliyor olacak.
LGBTİ Hapishane Ağı toplantısında hapishanelerde yaşananları ve mahpusların kendilerinin yaşadığı sıkıntıları kendi diliyle anlatması üzerine sergi önerisi çıkmıştı.
İlk etapta etkin çalışacak bir grubun kurulması zor oldu fakat nihayetinde bir grup kuruldu ve çalışmalara başlandı. Yaklaşık 1 yıldır süren çalışmalar doğrultusunda Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği iletişimde oldukları trans mahpuslara sergiyi anlatan bir mektup yolladı. Mektup sonrasında mahpuslardan işler gelmeye başladı ve serginin ana hatları çizildi.



Serginin ana hatları belli olduktan sonra yer ve zamanı konusu için yapılan görüşmelerde Trans Onur Haftası uygun görüldü. Yer olarak Trans Harekete emeği geçen aktivistlerden Boysan’ın Evi olsun istedik. Sergi 26 Haziran – 2 Temmuz tarihleri arasında, saat 13.00-18.00 arası açık olacaktır.
Son olarak Sergiyi organize eden  Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’ne ve sergide emekleri geçen  Ayşe Su Çelik, Berkay Yahya, Metin Akdemir ve Sema Yakar’a  teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Beni Bırakma Sergi için;

haber pembehayat sitesinden alınmıştır. 

15 Haziran 2017

ELEĞİMSAĞMA


Ömer Seyfettin Hikayesi Eleğimsağma Soyutlama , MDF Üzeri Lazer Kazıma ve Akrilik Boya , 40x40 cm, 2017




ELEĞİMSAĞMA  isim, meteoroloji Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü, alkım, ebe kuşağı, ebemkuşağı, gök kuşağı , hacılar kuşağı, Meryem Ana kuşağı, alaimisema 


Çocuktum, hafızamda derin izler bırakmış ağır bir öyküydü "Eleğimsağma". Tüm Ömer Seyfettin hikayeleri gibi toplumun çeşitli kesimlerini konu alan bir kitap içindeydi. Aklımda Emine diye kalmış ana karakter. Ayşe imiş meğerse. Büyüme çağında Ayşe'nin artık çarşafa girme, örtünme vakti gelmiş o coğrafyada. Mucize olsun istiyor. Gökkuşağı'nın altından geçince erkek olacağına inanıyor. Tarlaları geçip yağmur altında ufuk çizgisine kadar var hızı ile koşuyor ve eleğimsağmanın altından geçiyor. Dileği gerçekleşiyor ve erkek oluyor. Erkek olur olmaz o coğrafyada bir erkeğe yakıştırılan davranışları sergiliyor. Tüm bunların bir rüya olduğunu anlayıp uyandırıldığında kız çocuğu olarak gerçekliklerine geri dönüyor. 


Her öykü gibi giriş,gelişme,sonuç çizgisinde kurgulayıp soyutladığım Ömer Seyfettin "Eleğimsağma"  hikayesi ve Ayşe karakteri, var oluşunu geleneksel perspektif kurallarıyla oluşturuyor ve varlığını gök kuşağı ile gösterdiğinden kaçış noktalarından birini gök kuşağından alıyor. Algıyı, yeryüzünü tanımlama, algılanan coğrafyayı sınırlandırma gibi işlevleri olan ufuk çizgisi bu çalışmanın birleştiricisi olarak devam ederken (100 yıl önce) 1917 yılında yazılmış bu öykünün ve nice renkli ruhun sınırlar içine hapsedilmek istenen karakterine bir selam. 


lgbt art türkiye queer sanat

lgbt art





Boşluğa müdahale aynı mantık ile işleyen, boşlukta 2D-3D kütleler oluşturmamızı sağlanayan mimari çizim programı AUTOCAD ile yapılmıştır. CNC lazer kazıma ile 40x40cm MDF paneller üzerine kazınmış ardından selülozik sprey ve akrilik boyalar ile müdahalede bulunulmuştur. 

Coğrafya belirleyici ufuk çizgisi ortaya yine kullanıcısına boşluk sunan ve ardından projelerde sınırları verilere göre belirlediğimiz AutoCAD programında oluşmuştur. 



Eleğimsağma, ilk defa Yeni Mecmua Sayı 5,9 Ağustos 1917 (s.98-100) 'de yayımlanmıştır. 
Referans  -  YKY Ömer Seyfettin - Bütün Hikayeleri -2011 




13 Haziran 2017

Yap-Boz

YAP-BOZ (Together Çalıştayı) 



Sanat tarihi yazımı da tıpkı diğer tarih yazımı ve  aktarımları gibi çoğu durumda bilimsel dilden uzak olabilir. Bugün özellikle son yüzyıl sanat yazımı içerisinde sanat tarih kitaplarının çoğunda Orta Doğu ülkeleri ve Uzak Doğu ülkelerini görmeyiz . Bizlere sanat tarihi olarak gösterilen imajlara belleğimizde yer ayırırız. Sanat tarihinin bu karmaşası ile puzzle'ın doğasının oluşturduğu dile çok benzer. Her parça bir önceki parçadan referans alır, tıpkı birbirine paralel ve zıt doğan sanat akımları gibi. Bu karmaşık beraberlik sanat tarihini oluşturur. 




Gündelik nesnenin sanatın bir parçası olması ile bu karmaşa sanatın konusunun ve malzemesinin daha  geniş alana yayılmasını sağlamıştır. Yapboz beraber yapılan bir etkinliktir. Sergi ismine paralel kurgulanan bu performatif ve kolektif çalışma , evleriden ve atölyelerinden uzak olan sanatçıların açık stüdyo alanında bir araya gelmelerini, aynı masa etrafında evde gibi hissetmelerini amaçlayarak gelişmiştir. 





Açık stüdyo boyunca ziyaret eden onlarca katılımcının, stüdyoda çalışan sanatçıların ve yakınlarının bir arada çalışması ile ortaya çıkmış bu çalışma yapbozun doğasındaki bir araya getirme duygusunu tüm katılımcılara yaşatmıştır. Ortaya çıkan farklılıkların bir aradalığı, sanat tarihinin güçlü simgeleri, sanat tarihinin ve bu 3 seçkinin nasıl ve neden bir arada olduğu, sanat tarihine yer alabilmenin  bugün ki sorularından biri olabilir. 
















1000 parça puzzle 50x70 cm 

Fotoğraflar Ümit Çakır 

SANATLA DOLU BİR YAŞAM : LALE BELKIS

Artisans Dergi Mayıs-Haziran sayısı için gerçekleşen Lale Belkıs röportajı: 

artisans dergi
Lale Belkıs - Fotoğraflar : Ahmet Rüstem Ekici


Yerli yapım filmleri izleyerek büyümüş bir neslin hafızasında yer edinmiş karakter oyuncuları vardır. Yüksek Olgunlaşma Enstitüsünde Türk kostüm ve işlemeleri, stilistlik ve mankenlik eğitiminin ardından ülkemizi uluslararası temsil eden ve ilk milli manken unvanı alan Lale Belkıs bu oyuncuların başında gelir. Biz onu manken, filmlerin kötü kalpli zengin kadını ve çıkardığı 45'likler ile müzisyen yönü ile tanımış olsak da Lale Belkıs 20'nin üzerinde kişisel resim sergisi ile bir çok özel koleksiyona girmiş yabana atılmaması gereken bir ressam. 

Çok yönlü sanatçının İstanbul Moda'da atölye ev olarak kullandığı mekanında geçtiğimiz ay biten SANATLA YAŞAM isimli sergisi için kendisini ziyaret edip sanat yaşamı üzerine sohbet ettik. 





Biz sizi müzikal, manken ve oyuncu kimliğiniz ile tanıdık resim ile olan bağınız nereden geliyor? 
Benim tasarım eğitimim moda, stilistlik ve kostüm üzerine ve çok değerli sanatçılardan eğitim alma fırsatım oldu. Bir çok önemli sanatçının ortaya çıkmasını sağlayan Refiha Övüç'ün öğrencisiydim. Aynı zamanda Mazhar Resmor, Bedia Akarsu gibi isimlere oldukça yakındım. Olgunlaşmada ilk desen eğitimimi aldım ama hayatım boyunca kendimi bu konuda geliştirmeye devam ettim. İlk resim dersimi Hasan Kavruk'tan aldım ardından Bahattin Odabaşı, Burhan Uygur, Türkan Torumtay gibi büyük isimler ile çalışma fırsatım oldu. Resim sanatına soyut olarak başladım.





20 serginiz oldu bugüne kadar ilk serginizden bahseder misiniz? 

Manken ve oyuncu olduğum için çok sık makyaj yapardım ve büyük zamanım ayna karşısında geçerdi. Bir gün tüm makyajımı suratımda silip karıştırdım ve bu durum bana büyük bir ilham verdi. Kendi yüzüm bana başka anlamlar yükledi. BOYALI YÜZLER isimli İlk sergim 1986 Yılında Erol Erhan Sanat Galerisinde gerçekleşti. 40'a yakın çalışmam vardı ve hepsi satılmıştı. Sonrasında da her zaman kendi duygularım beni yönlendirdi.




Resimlerinizi nasıl tanımlarsınız? 

Maskeler kullanmaktan hoşlandım resimlerimde. Düşüncelerimi aktarma yolunu her zaman soyut resimde buldum, renklerin gücüne inandım. Sonrasında figürler de ekleyerek soyut figüratif resme geçiş yaptım. Yaşadığım olaylardan, toplumsal olaylardan çok etkileniyorum. Genel olarak konu, malzeme ve teknik olarak özgürlükçü olduğumu düşünüyorum. Sınırlanmaktan hoşlanmıyorum. Etkilendiğim herhangi bir durum beni hissettiğim gibi yönlendirdi. Resim duygularımı aktarma yolunda en büyük araç benim için. Tiyatro, opera, insanlar ve doğa her zaman ana konularım oldu. Resimlerime bakınca oldukça farklı üslupta, serbest olduğunu düşünüyorum. 



Resimlerinizin kurgusu için tiyatro sahnesinden bir kare gibi diyebilir miyiz? 

Yaşadığım dünyanın resimleri bunlar, aşk var, kırık umutlar var, yaşam var, dramımız var. Maskelerimde ve palyaçolarımda da bunların hepsi var. Her resmim için yazdığım dizeler var. Bakma! ne hüzünler sakladığımı göremezsin! yazar örneğin bu palyaço resminin altında. 



Bir sürü plak yaptınız. Herhangi birinin kapağında kendi çiziminiz kullanıldı mı?

Olmadı. Benim fotoğraflarım plak için daha cazip oldu her zaman sanırım kararlar hep bu yöndeydi. Tabi isterdim böyle bir şey yapmayı çok. O dönem Stüdyo Yaşar'da çekilen fotoğraflarım kullanıldı en çok. İpek Çoraplar kitabımda da bir çizimi kullanmak istemiştim ama yine karar olarak portrem seçildi. 




Yer aldığınız koleksiyonlar neler? Sizin koleksiyonlarınızda kimler var? 

İsim vermek istemiyorum ama bir çok koleksiyonda çalışmalarım var. Büyük kurumların, belediyelerin koleksiyonlarında çalışmalarım yer alıyor. Yakın zamanda açılacak bir sanat müzesininde bana özel bir bölüm verilecek. 

Ben çok kişiden resim satın aldım. Füreya, Hasan Kavruk, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Hikmet Onat, Bahattin Odabaşı, Basri Erdem, Nejat Uygur, Hamiye Çolakoğlu  gibi bir çok sanatçının çalışmaları var. 



İpek Çoraplar demişken ikinci bir kitaptan bahsettiniz nedir bu kitap?

İpek Çoraplar hayatımı anlattığım ilk kitabım. Doğduğum evden günümüze ulaşan bir oto biyografi. İkinci kitabım yine oldukça kişisel kaybettiğim eşime  yazdığım mektuplardan oluşan  "Yalçın'a Mektuplar" olarak Kırmızı Kedi Yayınevi'nden basılması planlanıyor.  İpek Çoraplar yeniden basılacak ama mankenliğin kuralları olarak bir ilave olacak. Gençlere armağan olarak mankenlik nedir, nasıldır gibi soruların cevabını veren bölümler eklenecek. Mankenlik bir tiyatrodur. Beyin ve ayakların birleşmesi gerekir ve taşınacak elbisenin ruhunu yansıtmak gerekir.  Bir şiir kitabı da gündemde. 

En sevdiğiniz filminiz nedir? 

Bir Demet Menekşe'dir. Selim İleri senaryosu ve Zeki Ökten'in yönettiği bir film. Dağınık Yatak ve Kalbimin Efendisi sevdiğim diğer filmler. 

Gelecek projeler neler? 

Bir film projesi var. 5 Mayıs'ta bir onur ödülü alacağım. Çeşitli Üniversitelerde söyleşiler var. 





11 Haziran 2017

Sergi incelemeleri no:91 Serra Behar - Hatırlamak

HATIRLAMAK, YÜZLEŞMEK, ONARMAK ÜZERİNE 



Adahan Otel'in altındaki oldukça dramatik bir atmosfer sunan sarnıç  etkileyici bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Serra Behar'ın ilk kişisel sergisi olan "Hatırlamak" sanatçının uzun yıllardır üretimine "hatırlama" kavramı üzerinden yaklaşıyor. 

Sergi mekanı kesinlikle serginin dramatik ruhunu arttırıyor. Sergi ve güçlü kavramsal çalışmaları elbette beyaz küp dediğimiz galeri içinde de izleyicisi ile konuşacak etkişleşim amacına ulaşacaktı. Sarnıç o kadar güzel gölgeler ve dokular oluşturuyor ki her bir çalışmanın sahnedeki bir aktöre dönüştüğünü hissetmemek imkansız. 

Hareket sergideki tüm çalışmaların ortak noktası. Fiziksel olarak aks yönü bir yer değiştirme olmasa da, ayna kullanması çalışmayı hareketlendiriyor. Sanatçının varoluş yolculuğunda önemli izler bırakan anlardan,olaylardan beslendiği bir günce bu sergi. Hatırlamak sergisi sanatçının yolculuğuna izleyiciyi dahil ettiği, izleyiciye kendini anlattığı ve izleyicinin kendinden bir şeyler hatırlayacağı bir kurgu.  

Sergi bütününde çalışmaların bir diğer ortak noktası semboller,mitoloji,din ve inanışlar. "Son Akşam Yemeği"ne gönderme olan "İlk Akşam Yemeği" sanatçının aidiyet kavramı üzerine çalışmalarından en görkemlisi. Madde, maneviyat arası doğmadan tüm önümüze sunulan her şey bu masada. Hayata karşı hüzünlü bir bakış. Masaya oturamamak ona uzaktan bakmak izleyici olarak ayrı değerli çünkü izleyiciyi embrio olma durumuna götürüyor, yüzleştiriyor. 



"Cennet Kuşu" çalışması benim için sergideki en hüzünlü çalışma. Tüm teknolojik altyapısı ve görünümüne rağmen eskimişliği, yıpranmışlığı ve kendi gölgesine bakarak sadece kendinden yapması beklenen hareketi yapan hüzünlü bir mahkum o. Bir çok arkadaşımla gezdiğim sergide her seferinde farklı yorumlarda bulunduğumuz bu yerleştirme için üzerine konuşulacak çok fazla konu var. 





"Kendini Kandırmak" isimli animatonik yerleştirme inanışlara harcanan,boşa giden bir para ile yüzleştiriyor izleyiciyi. "Aynadaki ben, bendeki sen" çalışması içe serginin özeti gibi. Zemine karşı eğimli duran aynada gördüğümüz portre sanatçıya ait sadece burun,dudak ve çeneden oluşuyor. Aynaya eğilip, sanatçı ile karşı karşıya baktığımız an sanatçı ile bütün oluyor ve başka bir gözle bakıyoruz çevreye. Aynada yansıyan sadece  tamamlanmış bir suret değil serginin hareketli yansıya diğer parçaları. Belki de sanatçı tam bu noktada bize şunu fısıldıyor "anlattım, hatırladın mı?"

20'ye çalışmanın sergilendiği çok içten bir sergi. Asansör girişinde bir teşekkür afişi var. O kadar samimi  bir durum ki bu, uzun süredir bu kadar içten teşekkür eden bir sanatçı ile karşılaşmamıştım. Sanatçı ara sıra sergi alanında olabiliyor, sohbet şansınız da olabilir. Sergiyi 20 Haziran 2017 tarihine kadar gezebilirsiniz. Sergideki çalışamalar için yazdığı şiirlerin de olduğu katalogdan şanslıysanız almayı unutmayın! 


Artisans Dergi'ye ulaşamayanlar için Serra Behar ile yaptığım röportaj aşağıdadır. 

ahmet rüstem ekici



6 Haziran 2017

On The Way - Random Coincidence or Few Story of Misunderstanding

 Performans Etkinliği 





Istanbul Performance Art'ın organize ettiği ve küratörlüğünü Pınar Derin Gençer'in üstlendiği ''On The Way'' başlıklı Pawel Korbus'un performansı 10 Haziran tarihinde Lublin 2017 700 LAT MIASTA ve Mixer mekan iş birliği ile gerçekleşecektir.

''Sessiz, sakin, hareketsiz bir yaşam
bana uyar mıydı? Şüpheliyim. Ama
kimi kez öyle bir yaşamın özlemini
çekiyorum.' BYRON

Yaşamım korkunç bir hızla sürüp gidiyordu. İnanılmayacak kadar uzun saatler boyu çalışıyor, neredeyse hiç uyumuyordum. Geceleri eve gittiğimde gittikçe çoğalan bir kaos manzarasıyla karşılaşıyordum. Her yere yayılmış kitaplar, üst üste yığılmış giysiler, açılmamış hediye paketleri, boşaltılmamış alış-veriş torbalarının içinden gelen keskin kokular, yırtılmış kağıt parçaları, kümelenmiş toz bulutları zihnimin ulaşabildiği bütün alana dağılmış. Gece sessizliğiyle vururken koridorlarıma kapıyı aralayıp koşuyorum. Bağlantı kopukluklarından, kopukluk anksiyetelerine; anksiyete rüzgarlarından yollara savruluyorum, savuruyorum kendimi. Hikayelerim iğne ucu naifliğinde okşarken zihnimi hatırlıyorum, unutuyorum, hatırlıyorum. Sonra yine.. Dönüşü kaybedilmiş bir geri-dönüş yolculuğunda buluyorum kendimi.

Pawel Korbus, izleyicilerle girdiği türbülansta, farklı performans stratejilerini kullanarak yolda olma hallerini tek bir parçaya eklemler.' Pınar Derin Gençer

Performans sonrasında sanatçı konuşması gerçekleşecektir. Konuşma dili İngilizcedir. Simultane çeviri yapılmayacaktır. Performans ve sanatçı konuşmasına katılım ücretsizdir.

Program

Performans 15:30 - 16:00, Mixer
Sanatçı Konuşması 16:15 - 17:00, Mixer

Adres: Mixer, Sıraselviler Cad. No: 35, 2. Bodrum Kat, Beyoğlu, İstanbul

Sanatçı Hakkında

Pawel Korbus, oyunculuk, video çalışmaları ve yerleştirmeleri de yapan bir performans sanatçısı/görsel sanatçıdır. İşlerini vücut, ses ve görsel sanatlardaki çeşitli medya teknikleriyle birleştiren sanatçı, kültür baskısı ve etkisi altındaki beden, deneyimler, duygular, belirsizlik halindeki zihinsel alan, çelişkili ihtiyaçlar karşısında askıda kalmışlık ve kültürel disiplin alanlarıyla ilgilidir. Sanatçı, coğrafi ve sosyal mesafeleri aşarak ilişkilerini kurar ve yabancı olma kavramı karşısındaki davranışlarını test eder. Korbus Lublin’de bulunan Maria Sklodowska-Curie Üniversitesi Sanat Fakültesi’nin Güzel Sanatlar Entitisü’nden Sanat Eğitimi mezunu olup aynı zamanda 2016 Visegrad Misafir Sanatçı Programı bursiyeridir.


Istanbul Performance Art Hakkında

Istanbul Performance Art, performans sanatı ve disiplinlerarası yaklaşımı ile ilişkide olduğu sanat dallarını kapsayan performanslar ve projeler sunmak amacıyla kurulmuş uluslararası bir platformdur. Performans sanatını yapan, araştıran, okuyan, öğreten, yazan ve arşivleyen insanlar için özel projeler, kaynaklar, yayınlar üretmek; performans sanatının gelişiminde çeşitlilik, yenilik oluşturmak üzere yola çıktı. Istanbul Performance Art yeni sanatsal çerçeveler geliştirmek için küratörler ve sanat direktörlerine kurumun sanatsal yönetimini belirli dönemlerle bırakmaktadır. Kültürel sektör genelinde performans sanatçıları ve kuruluşlarla iş birliği içerisinde, stratejik çalışmaktadır.

5 Haziran 2017

Nuri İyem Resim Ödülü 2017” Sonuçlandı!





Nuri İyem adına 2006 yılından bu yana gerçekleştirilen “Nuri İyem Resim Ödülü”, bu sene 21. yılını kutlayan Evin Sanat Galerisi tarafından on ikinci kez düzenlendi. 2017 Nuri İyem Resim Ödülü’nü Sidar Baki kazandı.

Yarışmaya 31 farklı şehirden 169 ressam 235 resimle katıldı. İstanbul, İzmir, Ankara, Eskişehir, Antalya ve Adana başta olmak üzere Şanlıurfa ,Konya, Eskişehir, Mersin , Muğla ,Erzurum, Diyarbakır, Kayseri Bursa,İzmit ,Trabzon, Zonguldak ,Tekirdağ ,Maraş, Siirt ,Kütahya, Mardin , Sakarya ,Berlin, Rize, Denizli, Çanakkale ,Kütahya , Erzincan, Bolu gibi bir çok şehirden katılım oldu.Öğrenci olan katılımcılar ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi başta olmak üzere 14 farklı üniversitede öğrenimine devam etmektedir.

20 Haziran 2017 Salı günü, saat: 19:00’da Evin Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilecek ödül töreninde; Sayın Prof. Rahmi Aksungur tarafından özel olarak hazırlanan ve “Nuri İyem Resim Ödülü”nü temsil eden heykel ile 10.000 TL.’lik ödül, Sayın Doğan Hızlan tarafından Sidar Baki’ ye verilecek. Törenin ardından, ödül alan resim ve seçici kurul tarafından sergilenmeye değer bulunan resimler olmak üzere toplam 27 resmin yer alacağı serginin açılışı gerçekleşecek.

Seçici kurul tarafından eserleri sergilenmeye değer bulunan sanatçılarMehmet Ali Dinçer, Fırat Koç, Nurdan Erol, Dilara Bozdağ, Cansu Kahraman, Elif Serra Kuşkaya, Tünay Tunç, Dilek Şenyürek, Aslı Akyüz, Tuğba Çınar, Elif Aydemir, Ömer Yüksek, Ayda Baskın, Özgür Sogancı, Fatih Şimşek, Aysun Telli, Sinem Köroglu, Serdar Oruç, Numan Okutan, Derya Abana, Nazlı Arman Tatarer, Öznur Karadayı, Ferhat Alabay, Emre Altındağ.

Ödül Töreni, 20 Haziran 2017, Salı günü saat 19:00’da Evin Sanat Galerisi’nde.


Sergi, 20 Haziran – 7 Temmuz 2017 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’nde görülebilir.

29 Mayıs 2017

MAYIS - HAZİRAN 2017 AYI SERGİLERİ

MAYIS - HAZİRAN 2017 AYI SERGİLERİ







Galeri İlayda 25. Yıl Sergisi

Nerede: Galeri İlayda 
Ne Zaman: 13.04.2017 -20.05.2017

Bu yıl 25. yaşını kutlayan Galeri İlayda 14 Nisan – 20 Mayıs 2017 tarihleri arasında çağdaş sanat üretiminden bir seçkiyle şekillenen “25” adlı grup sergisine ev sahipliği yapıyor.“25” te yer alan isimler;
Ardan Özmenoğlu, Atilla Galip Pınar, Aysel Alver, Barış Cihanoğlu, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Gazi Sansoy, Kerim Yetkin, Mehmet Turgut, Nurdan Likos, Özcan Uzkur, Volker März.




Galeri aynı zamanda 26 Mayıs – 30 Haziran tarihleri arasında, Damla Özdemir’in “Free Speech Zone” isimli solo sergisine ev sahipliği yapıyor.
“Free Speech Zone” genç kuşak sanatçılar içinde, stop motion animasyon ve dijital sanat tekniklerinden beslenerek kendi üslübunda harmanladığı kolaj üretimiyle ön plana çıkan Özdemir’in yeni projesi.









Gülden Artun Sergisi 

Nerede : TEM Sanat 
Ne Zaman: 22 Nisan 2017 - 10 Haziran 2017

Tem Sanat Galerisi, bu sergi döneminde, Almanya’dan, Mehmet Güler ve Nur Özalp’tan sonra üçüncü sergi olarak Ressam Gülden Artun'un son yapıtlarını 22 Nisan – 10 Haziran 2017 tarihleri arasında Nişantaşı'nda sergilemeye başlıyor.








CAPPADOX 2017

Nerede: Kapadokya 
Ne zaman:18 -21 Mayıs 2017 

Bu yıl 18-21 Mayıs tarihleri arasında “Dünyadan Çıkış Yolları” temasıyla Volkswagen ana sponsorluğunda gerçekleşecek Cappadox 2017’nin programı belli oldu. Bu sene Cappadox müzik programındaki isimler arasında Emma Shapplin featuring Mercan Dede, Rhye, Peter Broderick&David Allred Duo, Acid Pauli, Kaan Tangöze, Büyük Ev Ablukada “Fırtınayt” ve Kalben var. Türkiye’den ve uluslararası çağdaş sanat dünyasından yeni isimlerin katılımıyla şekillenen çağdaş sanat programının küratörlüğünü Fulya Erdemci ve Kevser Güler üstleniyor. 





Mustafa Pilevneli 


Nerede: Galeri FE

Ne Zaman:  24 Mayıs – 17 Haziran 2017
Mustafa Pilevneli dört yıl aradan sonra gerçekleşecek kişisel sergisi ile Galeri FE'de Galeri FE, Çağdaş Türk Resim sanatının en önemli sanatçılarından biri olan Prof. Mustafa Pilevneli’nin (İstanbul, 1940), Kadıköy Bahariye'de çocukluk yıllarında başlayan 77 yıllık sanat serüvenini bir sergi ve kitap ile kutluyor.


Yusuf Franko’nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri


Ne Zaman: 26 Ocak 2017 - 01 Haziran 2017 Perşembe
Nerede: Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi
ANAMED, yeni sergisi ile Ömer M. Koç Koleksiyonu’nda yer alan, 19. yüzyıl sonu Osmanlı bürokratı, Hariciyeci, Mutasarrıf, cemiyet adamı Yusuf Franko Kusa’nın karikatür albümünü ilk kez gün yüzüne çıkarıyor.
Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), Ömer M. Koç Koleksiyonu’nda yer alan, 19. yüzyıl sonu Osmanlı bürokratı, Hariciyeci, Mutasarrıf, cemiyet adamı ve aynı zamanda oyunbaz bir karikatürist Yusuf Franko Kusa Bey’e ait karikatür albümünü ve içindeki çizimleri ilk kez sergileyecek. “Yusuf Franko’nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri” başlıklı sergi, Yusuf Franko’nun karikatürlerinde kendine yer bulabilmiş kişi ve mekânlara odaklanırken, albümün sessizliklerine de işaret edecek. 26 Ocak’ta kapılarını açacak olan sergi, 01 Haziran 2017 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.


Ola Kolehmainen: Sinan Projesi ve Uvertür


Ne zaman: 07 Mart 2017 Salı ~ 03 Eylül 2017 Pazar
Nerede: Perili Köşk - BORUSAN
Küratörlüğünü Necmi Sönmez’in yaptığı “Ola Kolehmainen: Sinan Projesi” ise, Borusan Contemporary’nin dördüncü katında sanatseverlerle buluşacak. Soyut karakterli çalışmalarıyla tanınan, uluslararası çağdaş fotoğraf sanatının en önemli temsilcilerinden biri olarak değerlendirilen Ola Kolehmainen’in çalışmalarından oluşan “Sinan Projesi”,odağında Bizans ve Osmanlı mimarisinin başyapıtları olmasına rağmen, taşıdığı dinamikler itibariyle kültürlerarası diyalogu çağdaş bir yorumla ele alıyor.  
Aynı tarihler arasında aynı zamanda küratörlüğünü Borusan Contemporary’nin genel sanat direktörü Kathleen Forde’un üstlendiği ve daha önce Kasım 2014 tarihinde ilki gerçekleşen “Uvertür” sergi dizisinin ikincisi yine Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’na yeni katılan ve daha önce Borusan Contemporary’de gösterilmemiş yapıtlardan oluşuyor. “Uvertür: Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan Yeni Eserler” adlı bu sergide, Borusan’ın son dönemde koleksiyona yeni işler katarken gözettiği coğrafi, estetik ve türe dayalı yaklaşımı gözler önünde seriyor. “Uvertür”, Angela Bulloch, U-ram Choe, Chris Doyle, Kurt Hentschläger, Ali Kazma, Rachel Rossin, Christa Sommerer ve Laurent Mignonneu gibi sanatçıların dijitalleştirilmiş peyzajları ve yeni sipariş edilmiş videolarından sanal gerçeklik videoları ve interaktif portrelere uzanan bir çeşitlilik gösteriyor.


Thomas Hoepker’in Türkiye’deki İlk Kişisel Sergisi 


Nerede: Leica Gallery 
Ne Zaman: 25 Mart 2017 Cumartesi ~ 03 Haziran 2017 Cumartesi

Leica Gallery İstanbul; Doğu Berlin’e ilk kez giren, 1966’da boksör Muhammed Ali’yi fotoğraflayan Magnum fotoğrafçısı Thomas Hoepker’in, Türkiye’deki ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. 11 Eylül saldırılarında yakaladığı kareyle tarihe geçen “Leica Hall Of Fame” ödülü sahibi Thomas Hoepker’ın “Ani Bir Zafer” başlıklı kişisel sergisi, 25 Mart-3 Haziran 2017 tarihleri arasında bomontiada’da yer alan Leica Gallery’de görülebilecek.


Genco Gülan - Antik Gelecek Sergisi


Ne Zaman: 13 Nisan 2017 Perşembe ~ 13 Temmuz 2017 Perşembe
Nerede: Galeri Khas
Heykel sergisi 13 Nisan 2017 tarihinde saat 18:00’de Kadir Has Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Galeri KHAS’da ziyarete açık olacak. Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın küratörlüğündeki çarpıcı sergi 13 Nisan – 13 Temmuz tarihleri arasında görülebilir.
Antik Gelecek’te çağdaş sanatçı Genco Gülan, yakın dönemlerde ürettiği, tümü Arkeolojik referanslı heykellerini, farklı bir bağlamda ve içerikte bir araya getirerek sanatseverlerle paylaşacak. Dünyada bir ilki de gerçekleştirecek olan Gülan, sergide ilk defa olarak otonom hareket eden, antik referanslı robot heykellere yer verecek.


HASSAS DENGE / DELICATE BALANCE

Nerede: ECPN Gallery
Ne zaman: 25 Mayıs-17 Haziran 2017

Tekstil tasarımcı Dilek Aksu, narin ipek böceği kozaları üzerinden doğanın hassas dengesini, ışık-gölge, kontrast, uyum, renk ve form kavramlarını irdelediği çalışmalarını ECNP Galeri’de 25 Mayıs - 17 Haziran 2017’de sergiliyor.
 'Evrendeki her şey denge üzerine kurulu ve doğanın mükemmel bir düzeni var. Benim tasarım görüşüm de en başta bu dengeyi gözlemleyerek oluştu. Sadelik, renkleri uyumu ve dinginlik çalışmalarımı en iyi anlatan sözcüklerdir diye düşünüyorum. İşlerime yansıtmaya çalıştığım süslemecilikten uzak bir zarafet ve denge arayışı doğanın karmaşık şiirselliğinin benim gözümde alçakgönüllü bir bakışla yorumlanmasıdır.'






Ugo Schiavi’nin Uprising 
Nerede: The Pill 
Ne Zaman: 13 Nisan – 27 Mayıs 2017
Ugo Schiavi’nin Uprising isimli Türkiye’deki ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Kamusal alan müdahaleleri ile tanınan sanatçı, bu sergide, aktivizmin bir formunun sonucu olan heykeller bütünü ve alana özgü bir yerleştirme sergileyecek. Bu sergi, sanatçının “çağdaş arkeoloji” olarak tanımladığı yaklaşımdan hareketle, iki farklı güç temsilini karşılaştırmasına olanak tanıyan bir içeriğe sahip. Antropomorfik hissin hakim olduğu ve sosyal olaylar, protestolar veya ayaklanmalar sırasında insanların anıtsal heykellere tırmanışları sırasında oluşan görüntüden kesitler sunan heykeller, sivil toplumun kamusal alanda hak arama durumu ile kamusal alana yerleştirilmiş abideler arasındaki zıtlık ilişkisini ortaya koyuyor.





SERCAN APAYDIN - Sahibinden 
Nerede: Versus Art Project
Ne zaman: 13 Nisan - 20 Mayıs 2017


Sercan Apaydın, Versus Art Project’teki ikinci kişisel sergisi ‘Sahibinden’de, ruhunu yitirmiş, egemen sistemin elinde oyuncak olmuş günümüz kentini konu ediniyor. Yönlendirici ve denetleyici mekanizmalardan başka hiçbir özelliği kalmamış olan kent, özneler-çoğulluğundan alınmış ve yöneticilere devredilmiştir. O, egemen sistemin malı, ‘Sahibinden’dir artık.




Ayşe Wilson - Polaris 
Nerede: PG Art Gallery 
Ne Zaman: 17 Mayıs- 17 Haziran 



Ayşe Wilson son sergisi ‘Polaris’te hafıza, gençlik ve kimlik konularını keşfetmeye ve onları eğlenceli bir şekilde harmanlayan bir anlatı aramaya devam ediyor. Monokromatik bir mercekle, eşzamanlı olarak hem geçmişe ulaşmanın hem de şimdiki anı yakalamanın yollarını ararken izleyiciyi ortak duygu ve arzularla birleştirmeye çalışıyor. İmgeler, sıradan ve fantezi arasındaki çakışmayı arayan evrensel temaların yanı sıra kişisel anları da gösteriyor. Wilson, bizi birbirine bağlayan hassas anları araştırıyor ve bizi sıradan ve olağandışı hayatlara yol açan günlük insanlar olarak tanımlıyor. Kimi zaman çilek yiyen kimi zaman bisikletiyle gezinirken UFO'ları izleyen figürleri, tüm bunları sorgulamamız için karşımızda duruyorlar.








ÇİLER BELEN “SOMA”
Nerede: Gençlik Sanat Merkezi, Kadıköy
Ne zaman: 13 Mayıs - 12 haziran 2017 

Kadıköy Belediyesi, Gençlik Sanat Merkezi’nde, Çiler Belen’in SOMA’da hayatını kaybetmiş işçilere adanmış bir sergiye ev sahipliği yapıyor.
13 Mayıs 2017 Cumartesi günü, tam da hafızalarda “Soma Faciası” olarak yerleşmiş bulunan, 301 işçinin ölümüyle sonuçlanan kazanın 3. yıldönümü. 13 Mayıs 2014'te gerçekleşen faciada 800'e yakın işçi o sırada madendeydi ve 301 işçi hayatını kaybetti. Bu olay Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve madencilik kazası olarak anılıyor. Bu facia ayrıca dünyada da  21. yüzyılın en büyük faciası olarak litaratüre geçti. SOMA sergisini ise çok özel yapan, sanatçının toplumu sarsan bir felaketi, sanatçı duyarlığıyla ele alıp hayatını kaybeden her bir birey için farklı ve ayrı bir kömür parçasını şahsileştirmesi olmuştur. 23x23cm’lik boyutlara sahip siyah kartonlar üzerine siyahla çalışılmış kömür parçalarının her biri, sol elde modellik yaparken, yapım sürecinde her bir bireye kömürde can verme hissiyle subliminal bir sürece dönüşmüştür. Hayatını kaybetmiş 301 işçiyi temsil eden 301 parça iş, mekan yerleştirmesiyle de hayatlarını kaybettikleri madene, metaforik bir göndermede bulunuyor.Sergi Küratörü: Mahmut Nüvit  -Sergi Yapım: Sanat365 / Selver Taşdelen. 




SERRA BEHAR - HATIRLAMAK 
NEREDE: Adahan Istabul
Ne zaman:  23 Mayıs - 20 Haziran 
Serra Behar, ‘Hatırlamak’ isimli sergisiyle, sanatsal üretimleri üzerinden, kişilerin, nesnelerin, durumların geride bıraktığı iz ve bellek kavramlarına odaklanıyor.

Hayatın kurgu ve illüzyon sahnesinde teatral bir yolculuk hali olduğunu çalışmalarında ifade eden sanatçı: ‘Ürettiğim her işin, illüzyondaki bu oyunun payıma düşen bir perdesine karşılık geldiğini düşünüyorum. Bunun ne azı ne de çoğu söz konusu. İşlerimin her biri, aynı anda bir ölüm ve bir doğumun simgesi. Kendimle hesaplaşmalarımın kainatla diyalog halinde sürmesinin kanıtı. ‘Ben’ merkezden ‘biz’ olmaya giden hatırlayışımın hikâyesi. Belki derinde, dokunabildiklerime ‘siz de hatırlıyor musunuz?’ diye fısıldayışım.’ sözleriyle ifade ediyor.







Copyright © 2015