15 Ekim 2017

BURADAN

BURADAN




Ekim 2016’da bir araya gelen “durum sanat grubu” ilk sergilerini Yeldeğirmeni'nde Atölye Sergisi, ikinci etkinliklerini ise Küçükyoncalı’da Sanat-Kamp olarak gerçekleştirmişlerdir. Yeni sergilerinde davetli sanatçılarla birlikte 16-21 Ekim 2017 tarihleri arasında Haydarpaşa Garı'nda bir araya geleceklerdir.


Muhittincan 

Kadıköy'de, göze çarpan masif yapısıyla bütün Anadolu'yu dolaşan demiryollarının son istasyonu olan Haydarpaşa, dört sene öncesine kadar banliyö trenlerinin de gelip gittiği dinamik bir yapıya sahip iken değişime uğramakta; bakım ve onarımdan geçmekte ve hurdaya ayrılmak üzere peronlarında bekleyen vagonlarıyla durağan bir görünüme bürünmektedir. Avrupa’ya en kısa geçişi sağlayan Haydarpaşa Garı aynı zamanda bir başlangıç noktasıdır. Başlangıcın ve bitişin birbirine düğümlendiği bu mekan, içinde bulunduğu yenilenme süreciyle; yola çıkma, varılacak noktaya ulaşma, gitme ve dönme eylemlerinin bir süre donduğu bir mekandır.

“Buradan” sergisi, hem “burada” hem de “buradan” olmak durumunu içererek durağan, hareketli, yakın, uzak, çözülme, tamamlanma, aidiyet ve kopuş gibi kavramları irdelemeye olanak sunacaktır. Bir yolculuğa çıkarken hem buradayız, hem değiliz; çünkü gitmek üzereyiz. Bir anlığına, her an bir parçamız gitmeye hazır olarak buradayız. Aynı zamanda buradan kelimesi açık uçlu ve tüm olasılıkları barındırıyor. Boşlukta asılı bir an; hareketi, yola çıkmayı, gitmeyi bekleme. Bireyin kendinden bir şeyleri geride bırakarak uzaklaşmakta veya beraberinde getirdikleriyle dönmek üzere olduğu bir mekanda bulunma. Öznenin, değişmeye kendisinden eksiltmeye veya yeni bir tamamlanma olasılığına geçtiği, geçeceği, geçmek üzere olduğu o noktada donduğu an.
Çıkmak üzere hazır olduğumuz yol bizi yalnızca mekansal olarak mı uzağa götürür? Yahut uzaklaşma bir yabancılaşma mıdır? Yoksa her yol kişinin kendisine uzanan bir yolculuk mudur? Kendini tamamlamak üzere çıktığı anda arkasında kendisini bırakarak. Özne, hem uğurlayan hem de uğurlanan mıdır? Her şeyin yeniden şekillenmeye hazırlandığı bir yok oluş, bir çözülüş aşamasında burada’nın statiğini buradan’ın dinamiğine örtüştüren midir karşı karşıya kalınan yol?
Yol, yolculuk kavramları ve Haydarpaşa Garı’nın belleğinden etkilenerek üretim yapan sanatçılar eserlerini beş gün boyunca açık kalacak “BURADAN” sergisiyle sunmaktadırlar.

Tarık Ceddi


Sanatçılar: Seray Akkoyun, Tunca Apaçlı, Tarık Ceddi, Hüseyin Demirbaş, Mehmet Dere, Murat Duraklı, Aylin Zeynep Ertem, Burak Eren Güler, Şafak Gürboğa, Deniz İkizler, Aslı İrhan, Derya Kazan, Muhittincan, Arzu Parten, Cengiz Tekin, Ayşe Tülay, Ersin Uysal, Ezgi Vural

Sergi Adı: BURADAN
Sergi Yeri: Haydarpaşa Garı Peron ve Vagonları
Tarihler: 16-21 Ekim 2017 10:00 ile 18:00 saatleri arası açık olacaktır.
Açılış Kokteyli: 16 Ekim Saat: 18:00-20:00
__________________________________________________________________



28 Eylül 2017

FREE FLOW FESTIVAL

Türkiye’nin ilk Uluslararası Hip Hop Kültürü buluşması
Free Flow Festival, 30 Eylül’de İstanbul’da !.


.
Free Flow Festival’de Hip Hop müziğinin önde gelen Türk ve Amerikalı isimleri sahne alacak: 
Big Daddy Kane,
 MC Lyte, Ghostface Killah, Malik Yusef, Killah Priest, Ege Çubukçu, Sayedar, Önder Şahin, Tahribad-ı İsyan ve  Ethnique Punch.

İstanbul - Hip Hop müziğin dünyaca ünlü ustaları ile Türkiye’deki temsilcileri ve Hip Hop severler, 30 Eylül 2017’de İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta olacaklar. Türkiye’nin ilk Uluslararası Hip Hop Kültürü buluşması Free Flow Fest’de,  iyi müziğin kaliteli temsilcilerine Break Dans ve Gaffiti gösterileri eşlik ederken DJ NoFrost ve DJ Ruffkutz festivalin ritmini tutacak, hip hop severler seslerini yükseltecek.  (#SesimiziYükseltiyoruz)

Alanında öncü ve başarılı isimlerden oluşan Free Flow Festival  line-up’ı; Big Daddy Kane, MC Lyte, Ghostface Killah, Malik Yusef, Killah Priest, Ege Çubukçu, Sayedar, Önder Şahin, Tahribad-ı İsyan ve  Ethnique Punch’tan oluşuyor.

Big Daddy Kane; Rap müziğin özellikle freestyle/doğaçlama alanında en yetenekli ve otorite sanatçılarından biri.  80’li yıllardan beri sosyal ve toplumsal sorunlara bazen ciddi bazen mizahi bir şekilde yaklaşan albüm ve parçalarıyla dikkat çekti ve Rap müziğin yaşayan efsanelerinden sayılıyor.  

MC Lyte;  Beyaz Saray’da hip hop yapan ilk kadın sanatçı, söz yazarı, solist, DJ, tüm zamanların en üretken ve en saygın kadın Hip Hop sanatçısı olarak isim yaptı.  

30 Eylül’de sahne alacak sanatçılardan bir diğeri de Amerikalı rapçi Ghostface Killah; hızlı flowları ve üzeri örtülü argolar barındıran duygusal bilinç akışı tekniğiyle yaptığı anlatımları ile hip hop kültüründe özel bir yere sahip ve tüm zamanların en başarılı rap topluluklarından biri olarak kabul gören Wu-Tang Clan’i temsilen ilk kez İstanbul’da Free Flow Festival sahnesinde olacak.  

Chicago sokaklarının ve Hip Hop camiasının büyük saygı duyduğu bir sanatçı ve aktivist olan ve 6 Grammy ödüllü, yapımcı/şair kimliği ile de başarılı bir kariyere sahip Malik Yusef  de festival programında yer alıyor. Daha çok Spoken Word Poetry Slam (stand up doğaçlama şiir okuma) alanında ün yapmış olmasının yanı sıra,  Jay-Z, Kanye West, Beyonce, Common ve daha birçok ünlü sanatçıyla ortak projelere imza attı.
Amerikalı rapçi  Killah Priest ise, metaforlar içeren yoğun, ezoterik, manevi şarkı sözleri ile tanınır ve Wu-Tang ailesinin en çok albüm çıkartan üyelerinden biri olarak bilinir. 
Free Flow Festival’de sahne alacak yerli sanatçılarımız;
Ege Çubukçu, özgür ve yenilikçi yaklaşımlarıyla, genel müzik bilgisi ve yapımcılık tecrübeleriyle bu kültürün Türkiye’deki en başarılı temsilcileri arasında yer alıyor.  

Sayedar ve Önder Şahin
,  hem ayrı ayrı, hem de birlikte, Türkçe Rap dinleyicilerine yıllardır kaliteli yapımlarla ilham verici içerikler sunuyorlar. Saygıdeğer Amerikalı ve Avrupalı Hip Hop kültürü temsilcileri ile birlikte yaptıkları çalışmalarla da kendilerinden söz ettirdiler.  

Tahribad-ı İsyan ise genç yaşlarına rağmen, müziklerinde sosyal ve toplumsal sorunlara ciddi ve gerçekçi bir şekilde yaklaşmakla kalmayıp, İstanbul’un Sulukule gibi kentsel dönüşüm problemleriyle boğuşan semtlerinde gençler için yaptıkları sanatsal proje ve aktivitelerle biliniyorlar. 

Ayrıca, yeni nesil hip hop’un başarılı temsilcilerinden Ethnique Punch da  30 Eylül’de Free Flow Festival KüçükÇiftlik Park sahnesinde olacak. DJ NoFrostDJ Ruffkutz ve İstanbullet Crew festivalin ritmini kesintisiz devam ettirecekler.

Free Flow Festival’de, müziğin yanı sıra Hip Hop kültürünün sokakta gelişen sanat ve eğlence biçimlerine de yer veriliyor30 Eylül Cumartesi günü saat 14.00’te kapılarını açacak olan Free Flow Festival’de, Turbo ismiyle bildiğimiz ünlü graffiti sanatçımız Tunç Dindaş ve sanatçı arkadaşı performansları ile festivale renk katacaklar. Sokakta doğan ve tüm dünyaya yayılan break dans gösterileri de festivalde yer alıyor. Alanında yetenekli ve başarılı break dansçılarımız festival katılımcılarına görsel bir şölen yaşatacaklar.

Free Fow Festival katılımcıları,   mcing, djing, freestyle, beatbox, breakin ve graffiti gibi hip hop kültürü unsurlarını birebir yaşama fırsatı bulacaklar, sahnesiyle ve etkinlikleriyle hip hop kültürünün eğlenceli ve bir o kadar eğitici özeliklerine tanık olacaklar.




Free Flow Festival:  
Hip Hop Kültürü’nü Türkiye’ye tanıtmak, kültürün elementlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak ve dinleyicilerine kaliteli müzik içerikleri sunmak için yola çıkan Future Memories Network’un radyo kuruluşuFlow Radyo  (  www.flowradyo.com )  tarafından düzenlenen Free Flow Festival, Türkiye ve Amerika’daki Hip Hop kültürlerinin etkileşimi, iletişimi ve iş birliği için ortak bir platform oluşturmayı amaçlıyor. Free Flow Festival, Türkiye’de Uluslararası Hip Hop Kültürü’nün ortak sesi olarak barış, sevgi, anlayış ve eğlenmeyi teşvik ederken herkes için endişe kaynağı olan küresel konularda çözümler üretilmesi yönündeki çalışmalara ilham kaynağı olmayı, ekolojiden insan haklarına kadar tüm dünyada azınlıkta kalanların, mücadelenin ve dayanışmanın çoğalan sesini duyurmayı amaçlayan bir “edutainment” -eğitici ve eğlendirici içerikte-  etkinlik olarak hazırlandı.  www.freeflowfest.com
Festival Direktörü  MEHMET EMCED HAMMAŞ :2010’da ABD’den İstanbul’a dönen Mehmet Emced Hammaş, Future Memories Network Yayıncılık şirketi ve Flow Radyo kurucusu ve yönetmenidir.  Emced, ilk eğitimini Avrupa'da aldı,  1995 yılında ABD'ye taşındıktan sonra Boston Üniversitesi’nde Ekonomi okudu, Chicago’da Illinois Üniversitesi'nde MBA derecesini aldı. Kariyerine ABD’de, iş iletişimi ve etkinlik yönetimi alanında dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan ICM Group / Marcus Evans'da başladı. Tribune şirketi olan CareerBuilder.com'a danışmanlık yaptı. Emced, 2006 yılında Chicago'da bir prodüksiyon şirketi olan  2020 Multimedia Inc.'i kurdu. ABD'deki yerel ve ulusal kanallarında yayınlanan  “Business as Usual: The Exploitation of Hip Hop” adlı belgesel bir film yaptı. https://www.youtube.com/watch?v=ccNCZo0158g  
Free Flow Festival’in biletleri Biletix’te satışa sunuluyor. Bilet fiyatları, avantajlı dönemde 100TL ve VIP bilet 300TL olarak belirlendi. http://www.biletix.com/etkinlik/UQP01/TURKIYE/tr
Tarih: 30 Eylül 2017, Cumartesi  Saat   14.00 – 00.00
Yer: KüçükÇiftlik Park (Harbiye Mh. Kadırgalar Yokuşu No:4, Maçka, İstanbul)

26 Eylül 2017

FOTOISTANBUL

4. Fotoistanbul Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Festivali, 30 Eylül'de başlıyor

Marina Svarbova - Yüzme Havuzunda


Türkiye'nin en kapsamlı fotoğraf buluşması Fotoistanbul Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Festivali, 30 Eylül'de kapılarını dördüncü kez açıyor. Tüm sergi ve etkinliklere katılımın ücretsiz olduğu Fotoistanbul kapsamında, 18 farklı mekanda 60 sergi ile  yuvarlak masa tartışmaları, panel, ustalarla söyleşiler, sanatçı sohbetleri, atölyeler gibi 60’tan fazla yan etkinlik gerçekleşecek. Festival 22 Ekim tarihine kadar sürecek.  

Her yıl yüzbinlerce insanın izlediği Fotoistanbul Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Festivali bu sene, 20 ülkeden 100'e yakın fotoğrafçının ‘Fotoğraf Çekmek’ eylemini ‘Fotoğraf Yapmak’ kavramına nasıl dönüştürebildiklerini sanatseverlerle paylaşacak.

Fotoğrafı duvarlardan, kurallardan, kategorilerden çıkarıp herkesin rastlantısal olarak da ilişkiye geçebileceği şekillerde sokağa taşıyan; klasikle moderni, ustayla genci bir araya getiren, fotoğrafın tüm disiplin ve tarzlarını konu alan festival, ilk 3 senesinde Türkiye ve dünyadan 238 konuğa ev sahipliği yaptı. Fotoğraf sanatının dünyaca ünlü isimlerinden William Klein, Josef Koudelka, Anders Petersen, Stanley Greene, Atta Kim, Ara Güler, Nick Brandt, Antoine D’agata, Sandro Miller, Ruud van Empel ve Andre Kertesz’in çalışmaları da dahil olmak üzere toplam 160 sergiyi fotoğrafseverlerle buluşturdu, 273 yan etkinlik ve yüzlerce portfolyo değerlendirmesi gerçekleştirdi.

Fotoistanbul’un bu seneki mekanları Beşiktaş Demokrasi Meydanı, Kazan Meydanı, Köyiçi Kartal, Deniz Müzesi önü, Ortaköy Meydanı, Ortaköy Yetimhanesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Ortaköy Kültür Merkezi, MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi 'Sarnıç Galeriler', Beşiktaş İnovasyon Merkezi ile Artgalerim Bebek, Mixer, Fotoğrafevi, İstanbul Fotoğraf Galerisi, O’Art, Gama ve Fototrek Fotoğraf Merkezi gibi galeriler olacak.

Fotoistanbul 2017, son dönemin öne çıkan isimlerinden Omar Victor Diop, siyah-beyaz doğa fotoğraflarıyla ünlü Michael Kenna,  ‘dans eden fotoğrafçı’ lakabıyla tanınan Youngho Kang,  kadın sünnetleri konusunu gözler önüne seren Meeri Koutaniemi, mülteci sorununu konu alan projesiyle Zsofia Palyi, fotoğraf üzerine boyama tekniğini kullanan Alberto Sanchez gibi isimlerin aralarında bulunduğu birçok yabancı sanatçının eserlerini İstanbul’da ağırlayacak. Ozan Sağdıç, Ahmet Elhan, Ali Alışır, Çerkes Karadağ, Saygun Dura Türkiye’den eserleri festivalde sergilenecek fotoğraf sanatçılarından bazıları. Yakın zamanda kaybettiğimiz usta fotoğraf sanatçısı Sabit Kalfagil’in eserleri de festival bünyesinde sergilenecek ve sanatçı ile ilgili bir de söyleşi düzenlenecek.


 
Can Dağarslanı - Sukunet 



Festival kapsamında ayrıca fotoğraf dünyasının en prestijli ödülllerinden biri sayılan ‘Robert Capa Uluslararası Büyük Ödülü’nün bu seneki sahibi Viola Fatyol ile Rusya Federasyonu Unesco Komisyonu'nun himayesinde Rossiya Segodnya tarafından düzenlenen ve 71 ülkeden 6000’in üzerinde fotoğrafın değerlendirildiği ‘Andrei Stenin Uluslararası Basın Fotoğrafı Yarışması’nın birincileri; büyük ödül sahibi İspanyol sanatçı Alejandro Martinez Velez, spor dalı birincisi Alexei Flippov ve Benim Gezegenim serisi birincisi Pavel Volkov’un eserleri de sanatseverlerle buluşacak.  Fotoistanbul Instagram yarışmasında ilk 50’ye giren finalistlerin eserleri de festival kapsamında Ortaköy Meydanı’nda sergileniyor olacak.

Etkinlikler
Festivale katılan sanatçılar tarafından yapılan ve hem amatör hem de profesyonel fotoğrafçılar tarafından büyük ilgi gören portfolyo değerlendirmeleri bu yıl 2-6 Ekim tarihleri arasında Beşiktaş İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Festival ayrıca Ahmet Ümit, Ercan Kesal, Bedri Baykam, Cemil Ağacıkoğlu, Murat Germen gibi alanlarının usta isimlerinin katılacağı ve fotoğrafın diğer sanatlarla ilişkisinin tartışılacağı yuvarlak masa tartışmaları, atölyeler ve usta fotoğraf sanatçılarıyla söyleşilere de ev sahipliği yapacak. V4 Grubu Macar Başkanlığı vesilesiyle; Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya'dan oluşan V4 Grubu'na mensup sanatçılar, 'Orta Avrupa fotoğraf sahnesinde olasılıklar nelerdir?' başlıklı bir panelde bir araya gelecekler. Festival kapsamındaki tüm etkinlikerl ücretsizdir.

Bu yılın onur konuğu Hollanda
Kısa süre içinde uluslarası farkındalık da yaratan Fotoistanbul’un bu yılki onur konuğu Hollanda olacak. Bu kapsamda 5 Hollandalı fotoğrafçı; Alex Timmermans, Annabel Oosteweeghel, Marieke van der Velden, Eddo Hartmann ve Peter Edel festivalde sergileriyle yer alacaklar.

Sanat yönetmenliğini Attila Durak’ın, yöneticiliğini Rıza Erdeğirmenci’nin yaptığı festivalin küratörleri Coşar Kulaksız, Hüseyin Yılmaz, Katharina Mouratidi, Jae Hyun Seok, Christophe Laloi ve István Virágvölgyi. Ersin İleri festivalin iletişim koordinatörlüğünü üstlenirken, Ebru Uluğkay proje koordinatörü, Noyan Sungur da proje yöneticisi olarak görev alıyorlar.

Festivale katılmak isteyenler www.fotoistanbul.org adresinden detaylı bilgi alabilirler.






FESTİVALDE SERGİLERİYLE YER ALACAK TÜM SANATÇILAR (Alfabetik)
Ahmet Elhan, Alberto Sanchez, Alejandro Chaskielberg, Alejandro Martinez Velez, Alex Timmermans, Ali Alışır, Annabel Oosteweeghel, Aslı Çelikel, Banu Kaplancalı, Burcu Böcekler, Can Dağarslanı, Can Görkem Halıcıoğlu, Can Sarıçoban, Christian Flores Michel, Çerkes Karadağ, Dinçer Dökümcü, Eddo Hartmann, Eitan Witkon, Emel Karakozak, Engin Güneysu, Erhan Sermet, Francesco Pergolesi, Funda Zeynep Aygüler, Gyula Sopronyi, Hina Barlas, Hubert Blanz, İsa Özdemir, Kerimcan Gören, Krista Wortendyke, Luisa Dörr, M. Cevahir Akbaş, Maria Svarbova, Marieke van der Velden, Meeri Koutaniemi, Mehmet Arslan Güven, Michael Kenna, Murathan Özbek, Muriel Bordier, Myoung Ho Lee, Naomi Harris, Nazlı Tuhera Moral, Oddviz (Çağrı Taşkın, Serkan Kaptan, Erdal İnci), Omar Victor Diop, Ozan Sağdıç, Peter Edel, Sabit Kalfagil, Sadegh Tirafkan, Saygun Dura, Serge Najjar, Slevin Aaron, Şeref Artagan, Viola Fatyol, Yaşayan Kadınlar Fotoğraf Grubu (Gülbin Özdamar Akarçay, Hülya Avdan, Melis Batır, Aysegül Çıkıncı, Esra Çolak, Zübeyde Ekmekçi, Sevgi Kösem, Solmaz Mercan, Sema Omurtak, Özlem Kanat Örneksoy, Şükran Tunç), Yonca Karakaş, Youngho Kang, Zsofia Palyi


11 Eylül 2017

Duvar Resmi ve Tuval arasında ...

Hasan Pehlevan Röportajı 


Artisans Dergi Temmuz- Ağustos 2017 Sayısından 





 1 Sokak sanatı ile nasıl kesişti yolun? Güzel sanatların eğitim sistemi ve sokağa yönelim arasında bir bağ olabilir mi?  

Bu soruya aile kavramı üzerinden giriş  yapmak istiyorum. Çoklu bir nüfusu olan bir ailede büyüdüm .kendimi hep sokakta oyunlar oynarken , ve bilmediğim yerleri gezerek geçirdim. Evin kendi içindeki çoklu nüfus beni daha geniş alanlara yayılmamı sağladı. Bir nevi Alan-boşluk gibi diyebiliriz. Bu yüzden sokağı hep sevdim ve sokağın dokusuna ve yapısına olan bir ilgim artı. Ateş yaktığımız odunlarla duvarla isimler yazdım (her ne kadar adımı yazamasamda ) çevremde gördüklerimi sınırları olmadan her düzleme uygular oldum. Resme olan ilgim böyle başladı, bunu fark eden öğretmenlerim beni güzel sanatlar lisesine yönlendirmesiyle sanata dahil olma sürecim  başlamış oldu. 

2 İlk sokak sanatı projen ne idi? Galeri içinde sergilenen çalışmanla arasında ne gibi bağ ya da farklılıklar vardı? 

TV ve gazetede görmediğim haberleri ( algı operasyonu seklinde bize dikte edilen haberleri)  içinde olduğum durumları görmezlikten gelemezdim . Bu yüzden tuvalden çıkıp sokağa ilk projemi ,çalışmamı onların söylemediklerini yazarak başladım. Eğitim sisteminin içinde sanata verilen alanı değerlendirmek halkın da anlamasını sağlamak için direk anlatımlı işlerde bulundum. Örnek: "Beni hatırla "  "I was here " "Bu tarihte ne oldu" gibi soru içerikli,merak uyandıran kelime oyunları  işler de bulundum.Galeriye dönük çalışmalarımda sokağın manifestosundan çıkarak daha çok akademik eğitimin verdiği bir yön çizdim. Hep ikisinin arasına bir mesafe koydum. Birinde kişisel adımı kullanırken diğerinde nick namelerin arkasına sığındım .resimlerimde yazı formlarını değiştirerek okunamaz bir hale getirdim. Bunları uygularken pirim artı sistemli bir form belirler oldum. Rengin  , formun psikolojide etkisi  Gestal ve Rorschach dan alıntılar ve okumalardan kavramları irdeleyen bir yol oldu. Dönemsel olarak farklı işlerde bulunmaktayım hala.



3 İlk çalışmaların ve bugün yaptığın çalışmalar arasında katman farkları görüyor musun ? 

Genel olarak proje bazlı işler yapıyorum. İlk işlerimde yazının gücüne inandığım  duvar resmi ve tuvalin karsısında kendimi buldum. Sonraki ilerlememde algı ve yanılsama üzerine işlerden bir üretime geçtim ,süreç değişirken  sokağın yapısı,mimari ölçeği önemli yapılar gibi bir araştırmacı rolü üstlendim. Kronolojik bir sıralamada katmanların oluşumu kalıcı olmama durumu bir sonraki  öncekini koruyabilme durumu ( yada yok olma) gibi katmanlar üst üste biner oldu. 

4 Bu kadar mükemmeliyetçi çizgilerden oluşan hata kabul etmeyen resimlerin seni daha kusursuz, dijital çalışmalara yönlendirmiyor mu? 

 Bu soruyla çok karşılaşır oldum. Teknolojinin gelişimi endüstriyel  sanayini gelişmesi , sosyal medyanın etkisi gibi vs. her alanımızda bir müdahale olmaya başladı. İyi bir iş sizi bir yere getirme söz konusu oluştu. Buda bende mükemmeliyetçi olma hissiyatı uyandırdı.bir işin en iyi anlatımı nasıl olması gerektiğini hep tartışmışımdır kendimle. Hangi disiplinde bir iş üretimine başlasam o isi iyi göstermek ,vurgulamak istediğim konuyu ön plana çıkarmak. Bu yüzden resimlerimde dijitali yakalama ve bunun bir baskı yada insan elinin yapımından çok ucuz bir baskı gibi görünmesini lakin el üretimi bir iş olarak göstermek benim takıntım oldu. Dijital işler üretimlerim oldu ama ben hep boyayı tercih ettim. Elime ilk aldığın kömür tosu yada ilk kalem beni daha çok heyecanlandırdı.




5 Tuvale de sokak sanatına yaklaştığın gibi yaklaşıyor musun? 

hayır ikisi arasında ufak ayrımlar bırakıyorum. Sokağı daha çok işlerimi bıraktığım yada uyguladığım ,arkamı dönüp bakmadan  belgelediğim bir alan olarak kullanırken, tuvalde ise ters bir köşe oynuyorum .

6 Sokak sanatı projelerinde farklı kimliklerin var mı? Bölge, dokusu seni farklı yaklaşımlara itiyor mu? 

sokak kamusal bir alan ve bu yüzden yaptığım işler izinli/izinsiz(legal -illegal) bir durum söz konusu oluyor. Her seferinde yaptığım bir projede farklı nicknameler kullandım şu anda da öyle. Bir dönem çok tanınan bir sokak sanatçısı oldum, sonra tamamen kendimi unutturup başka bir isme geçtim farklı işlerde bulundum. Bu birazda insanlarda merak duygusunu artırdı . Sorular ve alamadıkları cevaplar. 
Diyarbakır dan İstanbul'a eğitim için geldiğimde görüş acımın ne kadar dar olduğumu öğrendim. Bir çok kimlik,kültür ,farklı yaşamlar gördüm. Bu durum işlerimde daha evrensel olmaya irdeledi.


7 Çizgisel, çoğu simetrik ve merkezi tasarım anlayışı ile çalışan grafiksel çalışmaların var. Hayatında da düzenli, takıntılı biri misin? 

Çizgiyi bir pirim olarak kullanıyorum. Bir objenin tek basına yeterli bir gücü olmadığından birden fazla yan yana diziliminde anlatımı dahada güçlendirdiğini görebiliriz.ben kendimi bir tasarımcı olarak görmüyorum . Daha çok yok olmak üzere olan formları yeniden gün yüzüne çıkaran biri olarak görmekteyim. Her yapıtımda bir referans bulunmakta. Kimse ilham almadan bir şey yapamaz düşüncesindeyim . İşlerimde düzen her ne kadar çok görülse de  kendi hayatımda bunu pek uygulayan bir sanatçı değilim.


8 Kasa Galeri'de "İmkansız Uzam" sergisinde bölgenin,sokağın galeriye taşınmasına şahit olduk. Bu aslında yıkıma olan üzüntünün onu korumanın sembolüydü bence. Fikirtepe dışında müdahalede bulunduğun başka yerler var mı? 

"İmkansız Uzam" sergisinde üç farklı disiplinlerde bulunan sanatçının bir yıldır tartıştığı bir sergiyi gerçekleştirmiş olduk. Bir bölgenin tarihi ve kültürü bunun üzerine yapılan kentsel dönüşün adı altında gerçekleşen yıkımı örnek:Tarlabaşı ,Sulukule ,Fikirtepe ve sur gibi.daha uzağa gidersek Suriye'de antik kent Palmira'nın yıkımı. Ya da daha farklı şekilde yok edilen bir tarihi yapının mimarisi sanatçılar olarak bunu göstermek ,buna engel olma gücünü ön plana aldık. Sergide kimlik.aidiyet ve kültürel tahribat gibi kavramları ele alıyorduk. Küratör Derya Yücel ile  gerçekleştirdiğimiz Deniz Aktaş ve ihsan oturmak bir proje sergisi oldu. 




9 Yakında olacak kişisel serginden bahseder misin? Nasıl bir süreçti bu hazırlık süreci? İzleyiciyi neler bekliyor? 

Kamusal bir alanda bir sergi yapma düşüncesindeyim uzun süredir gerçekleştirmek istediğim ama yapamadığım bir süreç olacak. Sergide zaman-zamansızlık  , kimlik,var olma, aidiyet durumu gibi kavramları ele alıyor olacağım. Serginin bir bölümü heykel ,yerleştirme ve duvar resmi gibi disiplinlerin yanında performans bir sürecin dokumasından oluşan uzun soluklu birbirleriyle konuşan çalışmalara yer vereceğim .Ön planda benim olduğum arka planda 5 kisinin yardımıyla ortaya çıkacak ,herkesin beklediği sokak üzerine yaptığım işlerin bir gösterimini gerçekleştirmiş olacağım. 


10 Sokak sanatçılarının galeri iç mekanına dahil olmaları  hakkında ne düşünüyorsun? 
 
10 Bu soru çok tartışılan bir konu. Sanatçı kendini galeri karşıtı olarak görüyorsa . Sokağın manifestosunda olduğu gibi devam edebilir. Kavramlar değişiyor her şey evriliyor. Hızlı bir şekilde gelişime ayak uydurabilme yada karsısında olma durumu söz konusu iken. Kendimizi nasıl ifade edebilceksek o şekilde devam etmeli. Güçlenmeden sesinizi duyuramazsınız  Banksy ve Shepard Fairey sokaktan güçlenerek ve galeriye yönelmesi söz konusu iken tam tersi  "space invader" hala sokakta  kalması gibi bir durum söz konusu. Finansal yönü artı ve eksi olarak değişen sanatçılar bu duruma göre devam etmektedir. Bir yerden beslenirken diğer yere odaklanıp kar amacı gütmeyen içleri devam edebiliyorlarken  göstermek istediğiniz yapıtın herkese ulaşması lazım. 
Sevgiler. 



Fotoğraflar : Sedat Akdoğan - Artisans Dergi Temmuz-Ağustos Sayısında yayınlanmıştır. İzinsiz kullanımı yasaktır. 

Contemporary Istanbul Konferans Serisi ve Yan Etkinlikleri





Contemporary Istanbul Yılın En Hareketli Konferans Serisini Sunar:

CI Dialogues 2017 “MOVEMENT”

Contemporary İstanbul, bu yıl on ikincisini düzenlediği CI Dialogues
Konferans Serisi ile sanatın birleştirici gücünü ortaya koyacak.

Dünya çapında öncü çağdaş sanat galerilerinin eserlerini tek bir fuar alanında sunan Contemporary İstanbul; şehrin çok sesli yapısını yeniden pekiştiriyor. 14-17 Eylül tarihinde 12. edisyonu gerçekleşecek olan sanat fuarında öne çıkan etkinliklerden biri de “yarının hikayesini” anlatan CI Dialogues konferans serisi olacak. Sanat ve İş dünyasından dünyaca etkili yirmiden fazla isim CI Dialogues’da yeni dünyanın sanat ve yaşam anlayışını konuşacak.

Gelişen teknolojinin getirdiği hareketin; insanın ruhunda ve üretkenliğinde yarattığı etki CI Dialogues’da masaya yatırılacak. “Movement” temasının incelikle işlendiği konferans serisinde; Sanat ve Mimarlık, Sanat ve Teknoloji, Sanat ve Koleksiyonerlik, Sanat ve Tat panelleri izleyicilerle buluşacak.  Fuar dönemi boyunca fuar ziyaretçilerine de açık olacak konferanslarda; medya, mimari, sanat, teknoloji, moda gibi insan hayatının çekirdeğini oluşturan konulardaki son değişimler ve bunun yaşamımıza olacak yansımaları konunun uluslararası boyuttaki uzmanları tarafından tartışılacak.


CI DIALOGUES 2017 PROGRAM VE PANELİST BİLGİLERİ

Fuarın konferans serisi CI Dialogues, bu sene “Hareket” konusunu sanatsal bakış açısıyla ele alacak. Konu, insanın günlük hayatının çekirdeğini oluşturan teknoloji, mimarlık, tat gibi farklı disiplinlerin ilişkisinde tartışılacak. Program önde gelen akademisyenleri, mimarları, sanatçıları ve profesyonellerini davet ederek çağdaş sanatın güncel durumunu, diğer yaratıcı endüstrilerle ve hatta günlük yaşamla olan ilişkisini gözden geçirmek için bir araya getirecek. 

14 EYLÜL PERŞEMBE VE 15 EYLÜL CUMA

SANAT VE TEKNOLOJİ I: GELECEK TEKNOLOJİLERİNDE İNSAN ESTETİĞİ
Bu panel, insan estetiğinin günümüzde kabul görmüş halini, robotların, bilgisayar yazılımlarının  ve yapay zekanın gelişimi ile değişen deneyimlerini inceleyecek. Estetik, her zaman insanoğlunun duyguları hissetme yeteneğiyle ilişkilendirilmiştir. Öyleyse estetiği sadece “insani” bir şey olarak mı görmeliyiz? Eğer değilse, estetik kavramını insan-üstü hiper-teknolojili toplum içinde nasıl resmetmeliyiz? Bu panelde estetik, çağdaş sanat çerçevesinde fakat nesne odaklı söylem dışında tartışılacak. Gerçekle paralel yeni bir format sunan maddeleşmemiş bilgi estetiğinin varlığı sorgulanarak; robotların, yapay zeka teknoloji yazılımlarının ve algoritmaların hayatımıza ne ölçüde yenilik katacağını anlamaya çalışılacak. Ya da aksine, teknolojinin insandan yani organikten bağımsız düşünülüp düşünülemeyeceği sorulacak.

14 Eylül Perşembe
14:00 – 15:30
Ahmed Elgammal (Rutgers Üniversitesi Profesörü, Sanat ve Yapay Zeka Laboratuarı Kurucusu ve Direktörü)
Jussi Parikka (Yeni Medya Teorisyeni, Yazar ve Winchester School of Art, Teknolojik Kültür ve Estetik Profesörü)
Els I. R. L. Vermang (Sanatçı ve Küratör)
Moderator: Alain Servais (Yatırım Bankacısı, Girişimci ve Çağdaş Sanat Koleksiyoneri)

SANAT VE TEKNOLOJİ II: SANATTA YENİ TEKNOLOJİLERİN YERİ
Bu oturum teknoloji ve yeni medya sanatı arasındaki giderek artan etkileşime odaklanırken, bu birlikteliğin sanatın üretim, dağıtım ve tüketim ilişkilerini ve estetik algısını ne şekillerde etkilediği ve dönüştürdüğünü tartışacak.  
14 Eylül Perşembe
16:00 – 17:00
Juliette Bibasse (Yaratıcı Yapımcı ve Küratör)
Monique Mathieu (İletişim ve Araştırma Direktörü, Onformative Dijital Sanat ve Tasarım Stüdyosu)  
Marpi (Dijital sanatçı)
Michael Kass (Kurucu, The Center for Story & Spirit)
Moderator: Ceren Arkman (Yaratıcı Yapımcı ve Küratör)




SANAT VE KOLEKSİYONERLİK: BİR SANATSAL HAFIZA YARATIMI: SANAT KOLEKSİYONU
Modern çağların hikaye anlatıcısı sanat; ehil ellerde dünün ve yarının tarihini kayda geçiriyor. Geçmişten bugüne insanın kendini ifade etme biçimi olan, mimariden edebiyata çok geniş alanlarda hayat bulan sanat nedir, nasıl biriktirilir ve sanatı görmek için nasıl bakmak gerekir sorularına CI Dialogues’da cevap aranıyor.
14 Eylül Perşembe
17:30 – 18:30
Nick Hackworth (Kreatif Direktör, Modern Forms)
Kate Bryan (Koleksiyonlar Bölümü Direktörü, Soho House Worldwide)
Eugenio Re Rebaudengo (Kurucu ve CEO, Artuner)
Hasan Bülent Kahraman (Contemporary Istanbul İcra Kurulu Üyesi ve Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı)
Saruhan Doğan (PhillipCapital Turkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Koleksiyoner)

Moderatör: Arzu Maliki (Program Sunucusu, Bloomberg HT)

SANAT VE TAT: BİLEŞİK TAT ALMA SANATI
İnsanoğlu gerçek tadın peşinden binlerce yıl dolaştı. Bulduğu ilk tadı hasat ederek başlayan yemekle serüveni ise; bugünün hareketli şehirlerini, hareketli füzyon mutfaklarını oluşturdu ve toprağın verdiklerini, mutfaklarında  sanat eserlerine dönüştüren şefler yarattı. İkinci günün ilk panelinde bu gelişen mutfak kültürü, insanoğlunun varoluşundan bu yana aradığı lezzetleri konuşulacak.
15 Eylül Cuma
14:00 – 15:00
Rainer Becker (Kurucu, Roka, Zuma ve Oblix)
Kaya Demirer (TURYID Yönetim Kurulu Başkanı, Frankie İstanbul CEO ve Kurucu Ortağı)
Vedat Başaran (Aşçı ve Yemek Kültürü Araştırmacısı)
Moderator: Ceren Çerçiler (Inside Counsels CEO ve Kurucusu, Uluslararası İşbirliği Platformu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı)



SANAT VE MİMARLIK: BOŞLUKTA / MEKANDA HAREKET
Boşluk kavramı, özellikle son yıllarda sanatın birçok alanında kendine yer etmiş bir konu.  Mimarlık açısından boşluklar ve karşıtı olan doluluklar kenti ve mimari mekanları biçimlendiren öğelerdir. Bu panelde, dördüncü boyut olan zamanın algılarımızı değiştirmesinden sonra, mimari boşluğun, mekanın ve değişiminin geldiği nokta; yani aldığı hareket tartışılacak. Ayrıca insan hareketinin yeni milenyumda artistik yaratının parçası oluşu, tasarım ve mimarinin geçtiği tüm dönemlere ışık tutarak şehir, bahçe ve toplum üzerinde detaylarıyla masaya yatırılacak.
15 Eylül Cuma
15:30 – 16:30
Anabela Macieira (Kurucu ve CEO, Core Architects)
Nicola Borgmann (Küratör, Mimar ve Sanat Tarihçisi)
Moderatör: Murat Tabanlığlu (Mimar ve Tabanlıoğlu Mimarlık Kurucu Ortağı)

Konferans programı, konuşmacılar ve detaylı bilgi için contemporaryistanbul.com’u takipte kalınız.
CI Dialogues panel çekimleri Plato Sanat tarafından gerçekleştirilmiştir.


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Beşinci Element Maçka Sanatçılar Parkı


13-19 Eylül 2017

Küratör: Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman

Contemporary Istanbul, Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından bir ilk olarak gerçekleştirilen mimari konsept “CI Park”tan hareketle Maçka Sanatçılar Parkı’na yayılacak. Önde gelen uluslararası sanatçıların ve sanatçılarımızın heykellerinden oluşan Beşinci Element Sergisi’nin küratörlüğünü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman üstleniyor. Şişli Belediye Başkanı Hayri İnonü’nün destekleri ile birlikle İstanbul’da bir park alanında ilk defa gerçekleşecek olan çağdaş heykel sergisi 13 Eylül Çarşamba günü saat 12:30’da açılacak ve 18 Eylül’e kadar görülebilecek.

Empedocles’e gelene kadar antik Yunan düşünürleri dört maddeyi elbette söz konusu etmişlerdi. Tıpkı onlarda önceki büyük uygarlıkların, Babilonya ve Mısır uygarlıklarının dile getirdiği ve üstünde düşündüğü gibi. Kendisinden önceki düşünürlerin her biri dört maddeden birini öne çıkarırken Sicilyalı filozof dört maddeyi birden kavrıyor ve ilk kez onlara ‘kök’ adını veriyordu-rizomata.
               Platon ilk kez onları element diye adlandırmıştı. Aristoteles ise beşinci elementi ekliyordu: ether/esir.
               O günden beri ve çok daha öncesinden beri insan beşinci elemanı arıyor. Çağdaş felsefe, çağdaş popüler kültür bu elemanın ardında.
               Açık havada düzenlenen bir sergi önce dört elemanı kuşatıyor: toprak, hava, ateş, su.
               Beşinci eleman heykelin kendisi.
               Heykel gerçekleştirilmiş olandır ve dört elemanın bireşimidir. Heykel zihinsel olandır, bizde ve heykelcide yaşayandır, ether’dir.
               Ama sadece madde değildir heykel. Madde ve ötesidir: o nedenle ether’dir.
               Ve heykel insandır. Maddeye bakan, maddeyi arayan, maddeyi çözümleyen insan. Fakat o insan kendisine ve tarihe, heykele ve ötesine de bakıyor.
               Beşinci element toprağa, havaya, suya, ateşe ve insana, çağlar ötesinden gelen ve madde ve zaman ötesine geçen, devam eden serüvenle bir yüzleşme: bir hesaplaşma!
Ve hepsinin ötesi: madde ve düş gücü!


Sanatçılar
Erdağ Aksel
Tony Cragg
Wim Delvoye
Osman Dinç
Jan Fabre
Genco Gülan
Jannis Kounellis
Günnür Özsoy
Johan Tahon

 -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


8 Eylül 2017

Sergi incelemeleri No:92 - Değişen Sadece Doğa Mı?

Sabahat Çıkıntaş ve Son Sergisi "Değişen Sadece Doğa Mı?"





Değişim, dönüşüm, evrim gibi kavramlar bir çok sanatçı için ilham kaynağı olmuştur. Bir sanatçının dönüşümü, değişimini gözlemlemek için ise o sanatçıyı uzun yıllar takip etmek, yaklaşımlarını analiz etmek gerekir. Bu sene 25. Sanat yılını kutlayan Sabahat Çıkıntaş Ağustos ayında Bodrum Mine Sanat Galerisi’nde gerçekleştireceği “ Değişen Sadece Doğa Mı?” isimli sergisi ile izleyiciye tutarlı ilerleyen çizgisi ile sorular soruyor.

1955 doğumlu sanatçının içindeki yetenek genç yaşlarında ortaya çıkıyor. Bir fotoğraf sanatçısı ile evliliği, grafik tasarım ajanslarında çalışma hayatının ardından aynı apartmanda yaşadığı sanatçı Yusuf Taktak’ın atölyesi ile yolları kesiştiği an başlıyor dönüşümü. 1994 yılında ilk kişisel sergi ardından 20 kişisel sergi kurguluyor 100’e yakın karma sergide yer alıyor. “Dengeler, Sadeleşmeler, Arka Oda, De-şif-re” gibi Kişisel sergi isimlerine baktığımız zaman sanatçının kişisel hikayesi ve sanat medyumuna müdahalesi hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz.



Onun sergilerini en özel yapan durumlarda biri de her sergisi için bir kostüm tasarlaması. Çalıştığı kavramlar, atölye süreci ile o kadar bütünleşen bir sanatçı ki; sergilerinin açılışında giydiği kostümlerin malzemesi genellikle eskiz parçaları, malzeme atıkları, belleğini harekete geçiren objeler,imgeler olabiliyor.


Üzerine çalıştığı konuları soyut bir şekilde aktaran Sabahat Çıkıntaş'ın geometri ilişkisi için sanat eleştirmeni Lütfiye Bozdağ şunları söylüyor;" Kare, Sabahat’ın sanat üretimlerinde en temel, en vazgeçilmez biçim olarak karşımıza çıkıyor. Resimlerinin en temel arketipi olan kare, Pisagor’a göre “ateş-hava-su-toprak” gibi evrenin en temel dört elementinin simgesi. Evrenin enerjisine inanan Sabahat için Pisagor’un elementleri evrenin en temel elementleri olması bakımından önemli. Bu nedenle kare, O’nun resimlerinde nesnelerin hem zihinsel olarak hem de görünür dünyada bir imge olarak varlığını sürdürebildiğinin bir kanıtı gibi. Kare üzerinden yaptığı biçimsel soyutlamalar sanatçının öznelci ve ifadeci bir tavırla gerçekleştirdiği kompozisyonlarında resim yüzeyini bölen, parçalayan, bazen de tümleyen çerçeveler olarak, onun kozmos içinde evrenselliği aradığı neoplastisizm olarak ortaya çıkıyor. Kare, nesneler dünyasının sembolik durumlarını temsil ediyor." (Mine Sanat, De-şif-re Sergi metninden) 


Atölyesini sık ziyaret eden ve geçmiş çalışmalarına sanatçının doğrudan anlatımı ile hakim olan biri olarak söyleyebilirim ki; onun yıllar geçtikçe soyut resimdeki değişiminin izleyiciyi etkilememesi mümkün değil.  Kavramsal çalışmaları her ne kadar kendi hayatından büyük izler taşıyan anların soyut aktarımı olsa da eserlerini ilk defa gören bir izleyici için oldukça fazla referansı var. İzleyici her üst üste binen ve çoğu zaman şeffaf olmayan katman için farklı yorumlarda bulunabilir. Soyut çalışmalarına bakan kişileri yönlendiren en büyük kılavuz ise her sergisinde seri ve konsept üzerine çalışan sanatçının sergi metni, sergi ismi olacaktır.  




Çalışmalarını üretmek için kullandığı kağıt bantlar bir sonraki sergisinde malzeme olarak kağıt bantların çalışmayı oluşturduğu işler olarak karşımıza çıkıyor. Her keşfi, malzemeyi dönüştüren sanatçının yeni sergisinde tekrar "değişim" teması çevresinde üretimi tesadüf değil. 

Ağustos ayında Bodrum Yalıkavak Mine Sanat Galerisi'nde yeni sergisinde izleyiciye "Değişen Sadece Doğa Mı?" diye soruyor Sabahat Çıkıntaş. Son sergisinden bugüne yaşadığı değişimlerin çalışmalarına olan katkısından bahsediyor. Şehir merkezinde, beton yapılaşmanın içerisinde yaşayan sanatçı yeni taşındığı evin arka bahçesinde doğa ile yeniden karşılaşınca çok eski zamanlara dönüyor ve dönüşümü,değişimi bu defa tüm tüm tüketimimizin direk etkilediği doğa ile iletişim kuruyor. Bu çalışmalarını kurgularken eski dergi atıklarından faydalanıyor. Reklamlar ile sayfalar boyu insanı sürekli tüketime yönlendiren bu dergi sayfaları Çıkıntaş'ın farklı kolaj tekniği ile yaprakların üstünü örtmeye çalıştığı zararlı kalabalık gibi algılanıyor. Soyutlanan doğa ve onun onarıcı,yenileyici, yok edici gücü, tüketimin kutsal kitabı olarak sınıflandırabileceğimiz dergilerin reklam dolu sayfaları ile birleşince ortaya katmanlar arası bir çatışma çıkıyor. Bu çatışmayı deneyimleyen sanatçının taraf olarak doğayı tuttuğunu algılıyoruz soyutladığı geometrik şekillerin birleşiminde.  Karmaşık duran en son katmanda daha homojen olarak soyutlanırken, soyut olanın yıkımı ile karmaşanın oluşumundan bahsetmek mümkün yeni serisindeki çalışmalar için. 





"Ben her zaman değişmek ve yenilenmek üzere yaşamımda var olamaya çalışıyorum..sanatla tanıştığımda anladım ki, değişimin en başını tutan SANATMIŞ.. Bu nedenle değişim benim için büyük önem taşır. Son yaptığım sergi projelerimde bu temayı sürekli vurgulamak istiyorum...Her değişim en küçük parçacıklara kadar parça ve bütün ilişkisinde var olmaz mı? Bu sergimde işlerin bu kavramla üretildiğini net söyleyebilirim. Bu da benim enerjimle evreni algılayışım ve değişim kavramına işaret etmek ve önemini vurgulamamın yolu.! Evet, sanatçının işaret etmek istediğini SANAT yoluyla anlatımı.!!" diyor son sergisindeki değişim sürecini özetlerken. 




Bu sergisi için yine bir kostüm tasarlayan sanatçı kostümü eski bir paraşüt kullanarak oluşturmuş. Kendisindeki özgür olma halini, ipek gibi hafif bir malzemeden ve sağlam oluşunun kendisindeki doğal,hassas ve özgür olma halini yansıttığını söylüyor. Kişisel hikayesine yolculuk eden karanfil şeklindeki kırmızı buzdolabı süsü ise kendisini bu doğa sürecine yönlendiren bir taklit elemanı. 
Sergide aynı zamanda 252 parçalık bir imge arşivi ve masklar kullanacak olan sanatçı yine malzeme kullanımı olarak geri dönüşümü vurguluyor. 


Bu yazı Artisans Dergi Temmuz-Ağustos 2017 Sayısında yayınlanmıştır. İzinsiz kullanımı yasaktır.



Copyright © 2015