17 Eylül 2015

Sergi İncelemeleri No:59 Server Demirtaş - Evvel Zaman Makinesi

Bozlu Art Yeni Sezona Hareket ile Girdi 



Nişantaşı'nın en hareketli caddelerinden biri olan Teşvikiye Caddesi'nde sezon boyu vitrini ile dış dünyaya bağlantısı olan bir galeri Bozlu Art Project. Önünden geçen binlerce insan meraklı bakışlarla her daim içeride sergilenen çalışmalara bakarlar ve galeride ise her zaman güler yüzü ile tüm sorularınızı seve seve cevaplayan Hazal Gençay vardır. Geçen hafta yepyeni sergisi ile sezonu açan Bozlu Art Project yine dikkat çekici, izleyiciyi kendisine dahil eden bir sergi ile bizleri "Evvel Zaman Makinesi" ile başka bir diyara götürüyor. 




Kinetik; sanat terminolojisinde hareket eden heykeller için kullanılan kelimedir. Kendi içerisinden çok dallara ayrılan bu sanat fikri, sanatçının eserini kurguladığı şekilde mekanik, elektronik, etki-tepki disiplinlerinden faydalanarak biçimlenir. Server Demirtaş'ın sürekli yenilik ve değişimler peşinde koşan kişiliği 1997 yılında farklı makine parçalarını  bir araya getirerek hareketli heykeller dönemini başlatıyor. Hiçbir mühendislik eğitimi almamış olmasına rağmen oldukça uzun bir üretim süreci gerektiren mekanik heykelleri , ülkemizde kinetik heykel sanatının önemli örnekleri olarak gösteriliyor. Sergi kataloğunda belirtildiği gibi; gündelik hayatınızı içinde giderek mekanikleşen bir takım insani duygular, Demirtaş'ın heykellerinde adeta ağır çekme alınarak etkileyici bir gerçeklikle izleyiciye aktarılırken, heykeline can vermek isteyen Pygmalion efsanesinden beri süre gelen "sanatçı ve yaratıcılık" arasındaki ilişkiyi gözler önüne seriyor. 






Galeri direktörü Hazal Gençay sezonun ilk sergisini şu cümleler ile ifade ediyor ;  "Server'in ''Evvel Zaman Makinesi'' ismini taşıyan bu sergisinde yer alan ve tamamen geleneksel yöntemlerle üretilmiş olan 7 kinetik heykeli farklı duyu ve duygumuza hitap ediyor. Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş insana ait naif davranışları bize tekrar hatırlatan Server bunu ince bir mizah yoluyla yakalamamızı ve aynı zamanda interaktif bir yolla sergiye dahil olmamızı sağlıyor. Hareketli heykel derken; heykellerin önündeki pedallara dokunmadan önce biçimi incelediğimiz süreçte genelde heykelden yüksek bir ses çıkartması, büyük ve agresif bir hareket yapması beklentisi içerisinde oluyoruz ancak pedala dokunup harekete geçirince heykelin sizinle çok kibar bir yolla iletişime geçtiğine tanık oluyorsunuz. Bu heykellerin kimi zaman nefes alışına kimi zaman size sıcak bir koku göndermesine kimi zaman müziğine ortak olmamıza ve çoğu zaman da içinde bulunduğumuz zamanı düşündürtmesine şahit oluyoruz."



Galeriye ilk girdiğinizde sizi elinde top ile bekleyen bir oyuncu karşılıyor. Elinde bir top ile bekleyen "Canım Sıkılıyor" isimli bu robotik eserin tek derdi hareket etmek değil.  Elinde tuttuğu siyasi harita ile çizilmiş  "Dünya" oldukça tehlikeli olabileceği öngörülen  yapay zekanın gelişimine güzel bir gönderi benim için.  Giriş holünde bulunan bir diğer eser ise olabildiğince mermer görünümünde ve asla hareket etmesini beklemeyeceğiniz ancak pedala basarak derin bir iç çeken, nefes alan "Nefes II" isimli çalışma. Katalog metnini yazan Seda Yörükler heykelleri için "onun mekanik figürklerinin karşısına geçip bakıyorsunuz çünkü izleyiciye bir hareketi sahneliyorlar. Ancak bu heykellerin sadece karşısında durmak yeterli değil; mekanizmalarına daha yakından bakma isteği uyandırıyorlar, bir merakı tetikliyorlar ve işte sahne burada başlıyor." diyor. Nefes heykelinde farketmediğimiz bu mekanik birleşimler diğer heykellerinde olabildiğince görünür şekilde. Koridorda bulunan farklı müzik kutularının mekanizmalarından oluşan eser izleyici ile temas kurdukça farklı müzikleri aynı anda çalarak ses, hareket senfonisi oluşturuyor. Sergi katalog kapağında ve sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan "Dedikodu" isimli heykelleri iki kadın figürün birbirleri iletişimlerini konu alıyor. Birbirlerine yaklaştıklarında sergi bütünlüğünde yer alan müzik kutularının sesini duyarak aslında klasik sanat eserleri ve mekaniğin buluşması ile oldukça masalsı bir sahne karşısında buluyor izleyici kendini.  Beyaz tenlerinde kırmızı ruj ve allıkları ile android bir biçimde robot-insan kurgu arasındaki diyalogun müziksel yolculuğunda, omurga yapısı gibi onları taşıyan sistemin hareketlerini incelemek oldukça etkileyici. Özellikle pedal gibi bir hareketleme sistemi ile izleyicinin başlattıığı bu serüven size vaad ettği zaman süresince hareket sağlayarak, zamanda kendinizin başlatıp sistemin belirlediği bir dilimde farklı bir yolculuğa çıkmanızı sağlıyor. 



"Gözler II" ise öylece yerinde duran bir eser iken pedala bastığınız an hareketlenen, ortama, size çevrenize olabildiğince naif hareketler ile, duygusal bakışlar atan, insanda şefkat uyandıran bir ters köşe karakteri. Server Demirtaş'ın genel olarak tüm çalışmalarında naif, çoğu zaman hüzünlü bir duygu var. Bundan 15 sene önce çekilmiş Björk'ün "All is Full Of Love" klibinde aşkı yaşayan robotların yanına yolculuğa çıkmış gibi hissettiğim bu sergide, sergi metninde sıkça değinildiği zamanımız ve mekanikleşme gibi kavramlar üzerinde bol bol düşünme fırsatım oldu. Server Demirtaş'ın üretim sürecini gösteren videoyu izleyerek sanatçısının eserlerine yaklaşımını izleyebilirsiniz.  17 Ekim  tarihine kadar Bozlu Art Project'te ziyaret edebileceğiniz sergiye ait 1000 adet basılmış harika bir katalog mevcut. 

"Evvel Zaman Makinesi" 
galeriye girerek başka bir zaman dilimi ve mekan deneyimi yaşayacağınız sergi naifliği size bir kez daha hatırlatacak. 
Copyright © 2015