9 Haziran 2016

ARE'nin PARIS NOTLARI

Paris gezi planım


Fransa'yı ilk 1997 yılında Metz ve Trier şehirleri ile görmüştüm ve Paris'i görme planlarım bir türlü gerçekleşmemişti. Paris hemen herkes için anlamı olan bir şehir; gerek yerli gerek yabancı yapım filmler sayesinde her haneye girmeyi başarmış bu şehir bir çok konuda insanlarda çeşitli duygular uyandırır. Benim için bu şehir elbette üniversite boyunca mimarlık ve sanat tarihi derslerinde gördüğüm örneklerden dolayı sanattı. Bu yüzden ister istemez tüm gezi rotamı sanat ve mimarlık üzerine kurgulamıştım. Paris'te yaşayan küratör arkadaşlarım John ve Gül'ün yönlendirmeleri ile şehrin sanat yapısı hakkında biraz daha fazla bilgi sahibi olma şansı yakaladım.   

Alternatif sanat gezi rotaları yazsam da bir gezi yazarı olmadığım için çok detaylı bahsedemeyeceğim bu şehirden ve dikkatimi çeken ayrıntıları paylaşacağım sadece. Cüneyt Ayral'ın "Benim Paris'im" kitabı o kadar keyifli ve bilgi dolu ki Paris'e gitmeden mutlaka alıp okumanızı öneririm. Bu kitapla nasıl tanıştım derseniz tabi ki kesinlikle ve kesinlikle başvurmanız gereken en kıymetli kaynak olan PARISTE NET 'i cevap olarak gösteririm. Abartmadan tek kelime söylemek istiyorum bu blog için; MUHTEŞEM. Hayatımda okuduğum en bilgilendirici, en zengin, en keyifli şehir ve gezi blogu. Ahmet Öre tarafından hazırlanan bu blogda Paris hakkında her şeyi öğrenebilirsiniz. Ben tüm gezimi bu bloga danışarak gerçekleştirdim ve 10 günlük seyahatimi bu blogda yer alan gezi rotalarına göre belirledim. Bu yüzden mutlaka Paris geziniz öncesinde bu blogu bol bol okuyun. Yeme,içme,gezme,tozma,ulaşım her şey hakkında tüm detaylardan harika bir şekilde bahsedilmiş. 


sanat dolu paris gezisi


LOUVRE 
Louvre tabi ki Paris'e gidilip mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken dev bir saray ve müze. Neredeyse Dünya'da tüm kültürlerden örnekler görebileceğiniz bu müze için detaylı gezmek isterseniz 1 gün çok yeterli olmayabilir. Belirli bir tema doğrultusunda gezerek keyifli hale getirebilirsiniz gezinizi. Zaten Mona Lisa'yı görmek Lady Gaga'yı görmek gibi bir duruma dönüşmüş durumda. Özellikle çılgın uzak doğulu turistlerin kalabalık kafilelerinden yanına dahi yaklaşamıyorsunuz bu ünlü bayanın. Benden tavsiye bütün müze biletlerini önceden internetten alıp, bastırıp sıra beklememeniz. Şu aralar Fransa'nın en ünlü sokak sanatçısı JR'ın Louvre'a özel bir yerleştirmesi sergileniyor. JR çok tartışılan cam piramidi kendi üslubu ile yok etti geçici süreliğine, bu aralar yolunuz düşerse mutlaka görmelisiniz. LOUVRE benim için binanın kendisi, Mona Lisa'nın şöhreti ve kesinlikle Gabrielle d'Estrées iki kız kardeş eseri idi. 



MUSEE D'ORSAY 

Sanat tarihi kitapları satın alırız içinde kronolojik bir çok akımın öncüleri kronolojik olarak dizilir ya. İşte o kitapta yer alan sanatçıların sanırım %70'i bu müzede. Tüm bu eserleri sanat eseri olarak gezmek yerine dönemi keşfetmek ve anlamak olarak gezerseniz keyif alabilirsiniz. Aksi halde binlerce tabloya maruz kalıyormuş gibi hissedip koridorlarda hızlıca ilerlersiniz. Çatıda yer alan saatten şehri izleyebileceğinz harika bir alan mevcut son katta mutlaka uğrayın. Çok şanslıydım ki benim gittiğim dönemde Rousseau sergisi vardı. MUSEE D'ORSAY benim için Van Gogh ve Degas'tı ve bu saatti. 



CENTRE POMPIDOU 

Paris'e gidersen bir daha hangi müzeyi gezersin diye sorarsanız kesinlikle cevabım burası olur. Dada burada, modernizm burada, pop art burada her şey burada. Kısaca burası günümüze uzanan bir sanat mabedi. Yine şanslıydım ki bir JR workshop'u vardı geçici sergilerde. Müze giriş kuyruğunun uzunluğu anlatılmaz yaşanır demek istiyorum. Böylesine uzun müze kuyruğu görmenin insanda uyandırdığı mutluluk ve şaşkınlık hissi paha biçilemez. Binası da mimari bir yapı olarak çok eleştirilse de ben olumlu buluyorum. Birbirine benzeyen Paris sokaklarında ayırt edici özelliği olan bir yapı. CENTRE POMPIDOU benim için Marcel Duchamp, Klee, tüm dönemler ve Paris manzarasının kendisiydi.



PALAIS DE TOKYO 
Oldukça özgün, kalıp dışı çalışmaların sergilendiği bu bina ve hemen yanında yer alan Modern Sanat müzesi kesinlikle temalarına göre görülmesi gereken yerlerden biri. 8 adet farklı sergi vardı Nisan döneminde ve hepsi oldukça ilginç ve özgür çalışmalardı. Müze kalıplarının çok dışında bir sanat mekanı. PALAIS DE TOKYO benim için sanatın özgürlüğü ve Henrique Oliveira mekana özgü yerleştirmesiydi. 



CATACOMBES
Hep sanat ve çağdaş sanattan bahsettim ama benim için Paris'te en ilgi çekici yerlerden biri yerin altında milyonlarca insan kemiğinin özenle diziliminden oluşmuş kilometrelerce uzunluktaki "Catacombes". Yukarıda yaşam ve şehir olabildiğince hızlı devam ederken aşağıda zamanında çeşitli istimlak ve salgın hastalık inanışları ile bir araya getirilmiş milyonlarca insan kemiğinin bir arada dizildiği kemikler arasında yürümek ölüm ve yaşam arasında ilginç bir tünel. Mutlaka görülmeli.  CATACOMBES benim için ölüm ve yaşam arasındaki tüneldi. 



PERE LACHAISE MEZARLIĞI
Mezarlıklar benim için birer tutku. Çok huzur bulduğum yerler. Özellikle bol heykelli mezarlıkları çok severim. Tim Burton filmleri gibi bir his uyandırır bende her zaman. Ahmet Kaya,Yılmaz Güney,Edith Piaf,Jim Morrison,Oscar Wilde ve nice iz bırakmış insanın doğaya,sonsuzluğa karıştığı mezarlık Pere Lachaise. Uzun kalacaksanız gezi rotanıza ekleyebilirsiniz. Mezarları kolay bulmak için çeşitli haritalar internette mevcut ama siz yine de pariste-net sitesinden faydalanın. PERE LACHAISE mezarlığı benim için Oscar Wilde ve Jim Morrison'du. 







Kiliseler, Katedraller 
Notre Dame de Paris, Sainte Chapelle, Sacre Coeur Bazilikası,ve Musee De Cluny Ortaçağ ögeleri seviyorsanız mutlaka görmeniz gereken yerlerden bazıları. Benim için Sainte Chapelle çok etkileyiciydi, vitraylar inanılmaz derecede etkileyici ama Musee de cluny ortaçağ'ı anlamak için daha da etkileyici. Özellikle benim gibi unicorn aşığı biri iseniz bu müze tam sizlik. Müzede 7 adet unicorn temalı dev ölçekli dokuma ve hatta unicorn boynuzu mevcut. Herkese çok hitap etmeyeceğini düşündüğüm Cluny Müzesi hakkında detaylı bir yazı yazacağım. Özellikle vitray bölümü gerçekten görmeye değer. Sacre Coeur ve Notre Dame eğer gargoyle seviyorsanız bulunmaz bir nimet. Gargoyleler aslında su tahliye elemanları olsa da geceleri canlandığına inanılan korkunç canavarlar. Ciddi anlamda en çok sevdiğim mimari elemanlar. 




Sokak Sanatı
Sokak sanatına gelince zaten JR gibi bir devi çıkarmış şehirden elbette çok daha fazlasını bekliyor insan ama genelde daha çok graffiti tarzında çalışmalar görebiliyorsunuz. Hatta Denoyez sokağında istediğiniz gibi duvarları boyaya bilirsiniz. Yanınızda sprey götürmeseniz de mutlaka sizden önceki birisi spreyi az kalmış olsa da bırakıyor. Ben de John ile küçük bir kaç şey karaladım sokağa ve sonrasında çok yakınında bir sanat evinin harika bir performansını izledik ve çok etkileyiciydi. En çok sokak sanatı örneğini kaldığım bölge olan La Marais'de gördüm. Sokaklarında oldukça keyifli çalışmalar vardı. Eğer Paris'te kalacaksanız La Marais gerçekten cafeleri, aktif gece hayatı  ve turistik bölgelere yakınlığı ile çok keyifli bir bölge. Şehir merkezinde bir çok bar boş iken bu bölgede özellikle gay kafe ve barlar tıklım tıklım dolu. 





Eiffel Kulesini zaten listenize eklememe gerek yok mutlaka görmelisiniz. Champs Elysees'te bulunan Abercrombie & Fitch mağazasına mutlaka uğrayın. Bruce Sargeant tarafından boyanmış duvarları ve saray havası kesinlikle görülmeye değer.Paris'ten döndüğümde bilgisayarımda 900'den fazla fotoğraf vardı. Özellikle müzelerde çok fazla detay fotoğrafı çekmiştim ama hepsini blogda paylaşmam mümkün olmadığı için sevdiklerimi bol bol ahmetrustem instagram hesabımda paylaştım. Listemde olup detaylı gezimden dolayı eksik kalan bölgeleri bir sonraki gezime bırakıyorum. Şimdilik bu kadar :)







Copyright © 2015