20 Temmuz 2017

Sanatın Ulaşılabilir Hali; Edisyon ve Mixer Editions Sergisi

Sanatın Ulaşılabilir Hali; Edisyon (Artisans Dergi 4.Sayı) 




"Bir çok sanatçı çalışmalarını bazen belirli sayılarda ya da neredeyse eserleri ile aynı kalitede seri baskılar üretirler ve bu makul fiyatlara tanınmış sanatçıların eserlerine sahip olmak için harika bir yoldur." Owning Art kitabı- Louisa Buck

Edisyon; bir sanatçının eserini, baskı kalitesi, boyutu, baskı tekniği ile belirlediği miktarda çoğalttığı çalışmalarıdır. Limitli edisyonlar sanatçının ıslak imzasını taşırlar ve sanatçının belirlediği sayıda çoğaltılırlar. Sanat koleksiyonerliği için harika bir kaynak olan “Owning Art” kitabında Judith Greer ve Louisa Buck'un özellikle değindiği bu tür eserler tanınmış sanatçıların eserlerine daha uygun fiyatla ulaşmak için önemli bir yoldur. Özellikle fotoğraf sanatında alıcılar için avantaj olan bu durum, koleksiyonerlere önemli müze, kurum ve bireyler ile aynı çalışmalara sahip olma prestiji tanımaktadır. 




Çeşitli baskı tekniklerinde ilk başlarda ilk basımların daha değerli olduğu inancı, çağdaş sanat basım teknikleri ile önemini kaybetmiş hatta çabuk tükenen baskıların son adetleri ilklerine göre çok daha pahalıya satılarak değer kazanmıştır. “Günümüzde bir edisyonun ilk sayısına sahip olmak koleksiyonerin eseri toplama yarışında daha önce elde ettiği anlamına gelmektedir.” diyor Judith Greer.

MIXER Editions 2013 yılından beri MIXER'in edisyonlu işlere yer verdiği bir bölüm, hem galeride hem de internet üzerinden çeşitli edisyonları buradan herkesin erişimine sunuyorlar. Bu sene üçüncüsü gerçekleşecek olan Printed sergi serisinde, ülkemizden ve Dünya’ca ünlü sanatçıların farklı baskı teknikleri ile üretilen edisyonlu işlerine yer veriyorlar. Bu sene 5 Mayıs - 10 Haziran arası devam edecek olan Printed'17: The Multiplier Effect sergisinde ise Türk Çağdaş sanatından önemli isimlerin yanı sıra genç sanatçıların de edisyonlu işlerini koleksiyonerler ve sanat izleyicisi ile buluşturacaklar. Bu sene eser seçkisini yapmak üzere kendisi de baskı alanında eğitim görmüş bir olarak Eda Kehale Argün seçilmiş. Ayrıca geçen senelerde olduğu gibi bu sene de sergi süresince çeşitli baskı atölyeleri ve konuşmaların olduğu bir etkinlik programı da planlanmış.





Bu kaçıncı edisyon serginiz ve Mixer Editions nasıl oluştu ? 
MİXER ilk açıldığından beri edisyonlu işlere yer veriyor. Sanatın ulaşılabilir olması açısından edisyon bizim için her zaman değerli ve yoğunlaştığımız bir alandı. 2013 yılında ise bir alt marka olarak MİXER Editions'ı kurguladık ve ardından bu bölümle paralel sergiler yapmaya başladık. Hem yerli hem uluslarası sanatçıların normalde ulaşamadığımız tekil işlerinin baskılı olan versiyonları aracılığı ile ulaşmak mantığıyla, daha ulaşılabilir olması, fiyat açısından daha uygun olması, hem de sanatçıların daha çok kişiye gitmesi gibi kırılımları olan bir şeydi. Burada doğası itibari ile çoğaltılabilir edisyonlara öncelik veriyoruz. Sergimizde heykel, video, linol baskı, litografi, ipek baskı,dijital baskı, gravür gibi tekniklerle üretilmiş eserlerin çoğaltılmış örneklerini görmek mümkün. 

Printed'17 sadece bu konuya odaklanmış olan 3. Printed sergimiz olacak. Baskı üzerinden olduğu için "Printed" ismi ile başladı, her sene farklı seçkilerle Mayıs ayında gerçekleşen bir seri olarak planladık. Genelde seçkilerimizde Türkiye'den ve dünyadan isimlerle çalışıyoruz. Geçtiğimiz senelerde  yurt dışından bazı baskı stüdyoları ile de işbirliği yapmıştık. Bu sene Printed'ın eser seçkisini yapmak üzere Eda Kehale Argün ile çalıştık. Kendisi baskı üzerine eğitim aldığı için bu konuya oldukça ilgili ve içinden gelen biri. Ortaya Türk Çağdaş sanatının önde gelen isimler ve genç sanatçıların yer aldığı, birçok farklı tekniğe yer verdiğimiz bir sergi ortaya çıktı. Bu sergi sırasında Türkiye'den birçok galeri ile de işbirliği yaptık. 

Türk Koleksiyonerler Edisyon Seviyor Mu? Türkiye'nin edisyona bakış açısını nasıl tanımlarsınız? 

Aslında ilk çıkış noktamız buydu. Türkiye'de insanların edisyona olan bakışı biraz tereddütlü olmasından yola çıktık. Bir şey çoğaltıldığı zaman daha az değerliymiş gibi bir algı var. Aynı işin başka birinin evinde olması bazı alıcılar için sıkıntılı bir durum olarak algılanıyor. Belki de  sanat piyasasının bunca zaman alıştırdığı, bu eser tek ve bana ait, başka kimsede yok durumundan kaynaklanıyor.  Edisyon sergileri ile amacımız edisyonu sevdirmek, bunun üretim teknikleri üzerine yoğunlaşıp nasıl bir süreçten geçtiği hakkında izleyiciyi bilgilendirmek. Bu nedenle her edisyon sergisi kapsamında konuşmalar ve uygulamalı atölyeler yapıyoruz. Bu sergiyi tamamlayan etkinlikler ile sergiyi daha anlaşılır hale getirmek amacımız. Edisyonlar ile ilgili algının yavaş yavaş değiştiğini görüyoruz. Edisyon işlere ulaşabileceğimiz satış kanalları da hem Tükiye'de hem de dünyada artıyor. 


Edisyonların üretim sayısı neyi etkiliyor? 
Çok sayıda basılması fiyatının daha uygun olması anlamına geliyor. Bu tamamen sanatçının kararına bağlı, bazen galeriler de bu yönde sanatçı ile birlikte karar alıp ilerleyebiliyorlar. Eser gösterime çıkmadan önce mutlaka adedi ve boyutu belirleniyor ve istenilen şekilde limitleniyor. Fakat daha sonra bu edisyon sayısını değiştirmek mümkün değil. Edisyon adedi 2, 20, 300 olabilir, herhangi bir limiti olmayan açık edisyon bile olabilir bu adet, ve genelde sanatçı da kendisi için bir sanatçı kopyası ayırır. Printed'17 sergisinde herkese ulaşabilecek işler olduğunu düşünüyoruz, Mixer olarak amacımız her zaman herkesin sanata ulaşabilmesi, sanata destek olması ve sanatın alınabilir olduğu algısını yaratmak. 





MİXER Editions'un Mixer için önemi ve gelecek planları nelerdir? 

Printed sergileri devam edecek, belki daha da büyüyebilir diye düşünüyoruz. Yurt dışında farklı işbirliklerine devam etme düşüncemiz var ve o iletişimi her zaman sıkı tutuyoruz. Türk sanatçıların da yurt dışında görünür olması gibi bir planımız var yakın zamanda. Geçen sene Contemporary Istanbul sırasında CI editions ile işbirliği içinde ayrı bir edisyon standımız vardı. Bu tarz etkinlikleri ve işbirliklerini çoğaltmak yönünde çalışıyoruz.


Sergide kaç sanatçı olacak? Sanatçılar neye göre belirlendi?

Eda Kehale Argün:

Sergide 35 sanatçıya ait işler yer alacak. ‘The Multiplier Effect’i hazırlarken, edisyonlu iş kavramını gerçekten mümkün olduğunca geniş anlamıyla paylaşmaya çalıştık. 30 seneye yayılan geniş bir dönemden, gerek modern üstatların, gerekse genç yeteneklerin işlerini daha ulaşılabilir kılmaya gayret ettik. Aynı zamanda hem litografi, serigrafi, linol, dijital gibi farklı baskı tekniklerinden örnekler sunduk, hem de fotoğraf, video, heykel, ışık yerleştirmeleri, duvar kağıdı ve hatta kitap gibi mecralardan işler paylaştık sergide.

Türkiye'de baskı teknolojleri hakkında ne söyleyebiliriz? Alıcı olarak nelere dikkat etmeliyiz?  

Eda Kehale Argün:

Türkiye’de baskı alanında uzmanlaşmış pek çok sanatçı ve atölye var. Bu atölyelerde, litografi, serigrafi, gravür gibi pek çok farklı baskı tekniğiyle son derece başarılı işler üretiliyor. Bu konuda uzmanlaşmış, başka pek çok farklı sanatçıyla da birlikte baskı çalışmış Sinan Demirtaş ve Ahmet Sarı’nın özgün eserlerini de sergide sunabilmekten mutluluk duyduk. Sinan Demirtaş, aynı zamanda yine sergide bulunan Burhan Doğançay, Ferruh Başağa gibi sanatçıların litografilerini çıkaran isim. Ahmet Sarı ise, halen Aksanat Özgün Baskı Atölyesi’nin direktörü. Aynı zamanda sergide paylaşma fırsatını bulduğumuz İnci Eviner, Hera Büyüktaşçıyan ve Yaşam Şaşmazer’in baskılarının da üretiminde sanatçılarla birlikte çalıştı.

Alıcı olarak dikkat edilmesi gereken pek çok alan var. Öncelikle, tabii ki eserin baskı kalitesi, kullanılan mürekkep ve kağıt önemli. Özellikle birden fazla kez baskı makinesinden geçerek basılan eserlerde, baskının temizliği kritik. Temizlik demişken, tabii ki kondüsyona her zaman bakmak gerekiyor: işte herhangi bir leke, kağıtta yıpranma olmamasını bekliyoruz. Eğer baskı yakın zamanda üretilmemişse, doğrudan güneş ışığına maruz kalmamış ya da farklı sebeplerden renklerin bozulmamış, kağıdın sararmamış olması gerekir. Kaliteli malzeme kullanıldığında, zaten bu tip sorunlarla karşılaşılmıyor.

Eserin kendi kondüsyonunun dışında dikkat edilmesi gereken konular, eserin özgün bir baskı olup olmadığı, edisyon sayısı ve imza / sertifika. 

Her ikisinde de eserin sanatçısı bizzat eserin üzerinde çalışmış olsa da, özgün baskılar doğrudan baskı yapılmak üzere çalışılıyorlar; reprodüksiyon baskılarda ise bitmiş farklı bir eser üzerinden çalışılıyor. 

Eserin edisyon adedi ne kadar yüksek olursa, eserin o kadar ulaşılabilir olmasını bekleriz. Örneğin 50 edisyonlu bir işin fiyatı, genellikle aynı sanatçı tarafından yapılmış, paralel fakat 5 edisyonlu bir işten daha uygundur. Eserin normal edisyonlarının dışında, A.P. (artist’s proof), B.A.T (bon tirer) gibi farklı amaçlarla üretilmiş edisyonlar da bulunur. Eğer sanatçı eserin tek bir örneğini çalıştıysa, bu da monotip olarak geçer.

Klasik baskılarda eserin altına kurşun kalemle sanatçının imzası, eserin adı, üretim yılı ve edisyon sayısı yazılmakla birlikte, çağdaş sanatçıların pek çoğu imajla birlikte imza kullanmamayı tercih edebiliyor. Bu durumda, baskılı eserler alırken eserin farklı bir yerinde imza, sanatçının inisiyalleri ya da eserle birlikte verilen bir sanatçı sertifikası bulunması beklenir.



Sergiye katılan sanatçılar:

Abidin Dino, Ahmet Sarı, Ayça Telgeren, Ayşe Gül Süter, Burhan Doğançay, Çağlar Kanzık, CANAN, Canan Tolon, Cemil Batur Gökçeer, Elif Özen, Ferruh Başağa, Güneş Bulut Yılmaz, Gülsün Karamustafa, Hale Oppenheimer, Hasan Özgür Top, Hera Büyüktaşçıyan, Huo Rf, İnci Eviner, Kerem Ozan Bayraktar, Larissa Araz, Murat Balcı, Murat Germen, Nazif Topçuoğlu, Ömer Uluç, Özge Enginöz, Rasim Aksan, Seçkin Pirim, Sena, Siavash Kheirkah, Sinan Demirtaş, Tiraje Dikmen, Volkan Aslan, Yasemin Özcan, Yaşam Şaşmazer, Yuşa Yalçıntaş



Bu röportaj Artisans Dergi'nin 4. sayısında yayımlanmıştır. 
Copyright © 2015