7 Mart 2018

Sanat ile Devam Eden Bir Hayat ; Mahmut Nuvit Doksatlı


Sanat ile Devam Eden Bir Hayat
Mahmut Nuvit Doksatlı

Mahmut Nuvit Doksatlı , Fotoğraf : Hakan Sorar, 2017

Eğer sergileri, açılışları takip eden bir sanat izleyicisi iseniz, onun adını duymamış ya da açılışlarda karşılaşmamış olma ihtimaliniz çok azdır. Mahmut Nüvit Doksatlı enerjisini tamamen sanata harcayan bir sanat adamı.

Mahmut Nüvit enerji kaynağı sanat olan gerçek bir sanatsever. Her sergiyi, atölyeyi, konuşmayı yakından takip eden, ofisini aynı zamanda çeşitli sanatsal sunuşlar için bir buluşma merkezi gibi kullanan sanat aşığı bir isim. Onunla her buluşmamızda kendisinden sanata dair güncel haberler aldığım gibi geçmiş anılarını dinlemek de bana her zaman keyif verir. Döneminin sanatçıları ile kurduğu oldukça yakın bağ ve aktardığı her anı, ülkenin sanat adına gidişatını özetleyen ders niteliğinde. 

Mahmut Nüvit Doksatlı,  Bauhouse stili bir okul olan Tatbiki Güzel Sanatlar okulu içmimarlık bölümü mezunu bir içmimar. Kendi hocaları Cihat Burak, Mümtaz Işıngör, Güler Güngör Gülsün Karamustafa, Balkan Naci İslimyeli, dışında Adnan Çoker, Özdemir Altan, Devrim Erbil, Nur Koçak, Seyhun Topuz, Füsun Onur, Candeğer Furtun, Koray Ariş, Komet, Mustafa Ata, Yusuf Taktak,  Serhat Kiraz gibi akademiden kıdemli isimler ile oldukça yakın bağ kurmasını sağlıyor. Kuvvetli çizim becerileri dışında iyi bir izleyici ve okuyucu olmanın verdiği bilgi birikimi ile sergi metinleri, günceler, kitapların yazımına büyük katkılar sağlıyor. 1976 lardan günümüze Türkiye'deki sanatın ilerleyişine ettiği şahitlik, onu göz ardı edemeyeceğimiz bir sanat bilirkişisi olarak adlandırmamızı sağlıyor. Yakın zamanda moderatörlüğünü üstlendiği "ortak noktası Türk Sanatının dünyada dolaşım sorunlarını irdeleyen, sanat tarihi sözlü tarih belgeseli ile, sanat tarihinin kırk yıllık bir zaman diliminde ki gözlemci tanıklığı, siz bu satırları okurken Youtube a yüklenmiş olacak. Ayrıca bu söyleşiyle ‘2017 GÜZÜ, Kültür Endüstrisinin Dökümü’ kitabının çalışmalarını bölmüş olduk.


Çok yönlü hayatınızda sanat hep ön planda. Sanat adına kendinizi ne olarak
    tanımlıyorsunuz? 

Sanat-evet-hayatımda hep ön planda idi. Çocukluğumda boyalarla oynar, kitap okumayı sever, kendi kendime oyunlar sahnelerdim ve yetişkin olunca da hep bu temayüllerim ve yeteneklerimi gerçekleştirdim. Tiyatro yaptım, yeteneklerimle güzel sanatları kazandım birçok özel mimari içmimari ve şehircilik projeleriyle iştigal ettim ve 20’li yaşlarımdan beri de sanat üzerine yazıyorum. Sanatı pratike etmem sanat sorunlarına içerden bakmamı sağladı bu da diğer sanatçıların çok özel dünyalarında bana da özel bir yer sağladı. Kendimi sanat ‘şeyi’ olarak tanımlıyorum. Yani her şeyi. Son iki yıldır sanatçı danışmanlığı yapıyorum. Beraberce sanat strajeleri üzerine çalışıyoruz. Bir nevi emprazaryoluk. Paralelinde sergiler yapmak, arşivler üzerinde çalışmak ve hakkında yazılar yazmaktan zevk alıyorum. Şeker Ahmet Paşa gibi sergilerde teşrifatçılık yapıyor, davetli listesi hazırlıyor, sergilerin daha iyi olması için gayret ediyorum. Sanatta tarafların buluşması için gayret ediyorum. Eserlerin uygun koleksiyonlarda yer alması da buna dahil.

3-Okul hayatından bugüne hangi sanatçılar ile yakındınız? 

Sanatın merkezinde 60 kişilik bir listem var. Fakat bunların ancak 15 tanesiyle çok yakın ilişkim oldu diyebilirim. 40 yıldır da bu ilişkilerin muhafaza edildiğini düşünecek olursanız en küçüğü 55, en büyüğü 90 yaşında bir skaladan söz ediyoruz. Tabi 55 yaşındakilerle 30 yıldır beraberim ama 40 -50 yıl devam etmeyeceğini kim bilebilir. Sanatçılar gözümün önünde sevdiler, terkedildiler, evlendiler, boşandılar, hastalandılar, hayal kırıklığına kapıldılar, emekli oldular, mücadele ettiler. Hayatın içinde her şeyi sanatçılarla paylaşan bir figür belki de dünyada geçmiş yüzyılda kalmış bir örnek. Bu gün etrafımda böyle bir örnek yok. Daha doğrusu Türkiyede benim dışımda böyle bir örneğe rastlamanız da olası değil. Bir miktar Sezer Tansuğ’un, kendini, ait olduğu ve beraber mücadele ettiği bir sanatçı grubuyla hareket ederken teşhis etmiştim. Bu gün daha çok sanatçının ne yapması gerektiğini söyleyen sanatçıyla kavga eden, küsen, sanatçıyı ucuza kapatıp pahallıya satmaya çalışan figürler dolaşıyor ortada. Bir de sanatçıyla fotoğraf çektirerek samimiyet tesis ettiklerini düşünenler var. En azından ilişkiler oldukça mesafeli.

4-Çok kuvvetli bir çizim yeteneğiniz var siz neden bir sanatçı olmadınız?

Olmadığım söylenemez. Kuvvetli bir eğitim aldım ve hep eser ürettim. Mimari güzel sanatların bir dalıdır. Ama kastınız işe yaramayan bir sanatsa evet kendimi öyle ifade etmedim. Hayatta hep ne istediysem onu yapma lüksüm oldu. İşe yarayan ve yaramayan eserler arasında gidip geldim. Şimdi sanatta kırk yılımı özetleyen bir sergiye hazırlanıyorum bu sergide topluca bu git-gellerimi hep beraber değerlendireceğiz.

5-İç Mimari projelerinizi yönlendiren sanat eserleri oldu mu hiç? (var olan bir esere uygun mekan tasarımı vb?) 

Daha önce yapılmış bir röpörtajda sadece kendisine hizmet eden duvarlar yaptığımdan bahsetmiştim. Kendi kurduğum konstrüksüyonun  sadece kendine hizmet ettiğini düşünüyorum. Bunun dışında bazı işlerimde Seyhun Topuz’u, Osman Dinç’i, Yusuf Taktak’ı,  kuvvetle düşündüğümü ve yerleştirdiğimi söyleyebilirim ama dekorasyon amacıyla değil konstrüksüyonun devamı olarak bir form dünyasını paylaştığımıza inanarak


6-Kendi eğitim döneminiz ve şimdiyi kıyaslayınca neler söylersiniz? 

Şimdi bir kitap hazırladığım için özellikle bu konuları masaya yatırdım. Kültürel devamlılık benim için çok önemli. Kısaca özetleyecek olursam, dünya büyük bir hızla değişiyor. Bunda zamanın hızlanmasının da çok büyük etkisi var. ‘An’a kitlenen ve geçmişle bağlarını koparan bir ‘şimdi’ci nesil için değişik vesilelerle geçmişi hatırlatacak etkinlikler yapılıyor. Müze, bienal gibi kurumlarının gündeminde hep bu var. Bu seneki sergilerin ortaklaşa temaları bu konuyu kendine dert edinmiş görünüyor.


7-Kurumların genç sanatçılara yönelik yaklaşımlarını nasıl buluyorsunuz? Sanata ve sanatçıya destek için geçmişe bakınca neler yapılmalı neler yapılmamalı ?

Kurumlardan, eğitim kurumları, devletin kültür yapılanmasını, belediyeleri, müzeleri, vakıf ve benzeri kurumlarını anlıyorum. Çerçeveyi böyle çizersek burada en sorunlu yapı devlet, belediye ve sanat eğitimi ile ilgili kurumları sayabiliriz. Sanat eğitimi veren kurumların sayısı ve çeşidi belirsiz. Bir devlet politikası olarak bu okullar, sayabildiğim 86 adet sayamadığım daha fazla yurt sathına yayılmış vaziyette açıldı. Eğitim kaliteleri çok da gözetilmeden…. Zaten bu kadar çok okula nereden eğitim kalitesi yetiştirilecekti ki. Eğitim çok kötü yapılandı. Amacı da sanatçı bireyler yetiştirmek değil, bu okulların kurulduğu illerin ilçelerin ahalisine bu gurbetçi öğrencileri bir gelir kapısı gibi sunmaktı. Tabi en tepeye siyasi iktidarın denetiminin buyruğunda bir yapı kurulmaya çalışıldı. Buna rağmen bu siyasete uygun insanlar yetişmediği de anlaşılınca bu okulların kariyer yapılanması bıçakla kesilir gibi kesildi. Bu gidiş devlet okulların açıldığı gibi kapanmasına kadar gidebilir. Özel okulların önünde ise malum sadece diploma isteyen öğrenciler yığıldı. Hocaları da ona göre giderek -kabul ederlerse- ekonomik yapının pazarlığa açık yapısına uygun olarak yerlerde sürünen maaşları alarak işlerini yapmayı kabul edecekler. Okul ve öğrenci sayısının artması ve devlet okullarının yaygınlaşmasıyla beraber öğrenci profili de değişti. Fakir ailelerin, sanatçı adayı çocukları, kendi dünyalarında kendi yalnızlıklarıyla mücadele ediyorlar. Bundan çok etkileniyorum. Keşke daha fazla burs imkanları olsa. Öte yandan 2018 yılı Tasarım Bienaline giden yolda eğitim sorunları bütün dünyada kamuya açık tartışılacak (Okulların okulu) umarım bu tartışmalara herkes katılır ve sonuçları herkesin ortak iyiliğine olur. Belediyeleri ise hiç ayırt etmeden soruyorum: Acaba gerçekten çağdaş kriterlerle yönetilen bir müzeleri-hadi müzeyi bırakın-bir sergi salonları var mı?
Bir tane örnek yok. Siyasi partiler de sadece popüler kültürle ilgileniyorlar. Bu güne kadar Ecevitin dışında duvarlarına resim asan bir başbakanımız olmadı cumhuriyet tarihimizde. Yine de sanatçının izlediği çok özel ve gizemli bir yol var hayat içinde taşların arasından beklenmedik bir anda kafasını uzatan harkulade bir çiçek gibi. İşte bu çok özel ve gizemli yola inanmaya devam edeceğim.




9-Ofisinizi aynı zamanda bir sanat merkezi olarak kullanıyorsunuz. Bu
    deneyim merkezinden biraz bahsedebilir misiniz? 

Kendi yaşama biçimimi paylaşıyorum sadece, bir şey olması için gayret etmiyorum. Belki biraz kültür kurumuna benziyor. Bir odası tamamen Arşiv ve kitaplar, gününe göre sunduğum sanatçıların eserleri, sanatçılar, sanat yazarları, sanat sever ve koleksiyonerlerin buluşması ve beraber geçirilen saatler sizde bu duyguyu uyandırmış olabilir. Sanat meseleleri üzerine bazen tek başına bazen de beraber kafa yorduğumuz bir yer orası. Tabi gerçek bir merkezim olsun isterdim. Yapmayı istediğim pek çok şey için enerjim yetse bile olanaklarım yetmiyor bazen.

10- Gelecek projeler neler?

Şu an kendi 40. Sanat yılımla ilgili bir sergi hazırlıyorum. Ayrıca tasarım üzerine hazırladığım kitabı bastıracağım hem de sergisini yapıp kendi sergimle beraber yurt sathında seçilmiş bazı okullara o sergiyi gezdireceğim kitabın da lansmanı olur. Her seferinde yanıma üzerinde çalıştığım bir tasarımcıyı alıp o gittiğimiz okulda tasarım ve sanat üzerine konuşulsun istiyorum. Yine yukarda bahsettiğim üzere sanat endüstrisinin durumu üzerine bir döküm hazırlıyorum herkesin kullanacağı bir durum tesbiti olsun isterim. Ara Güler için bir kitap hazırladım gerçi çok yapıldı ama bu da çok güzel Ara Güler’in beğendiği bir kitap olacak. Türkiyede eleştirel sanatla ilgili bir kitap yapmayı çok istiyorum. Şimdiye kadar yazdıklarımı toparlayacak bir kitap. Türk sanatının bu çok özel başlığı tüm dünyayı da ilgilendirir diye düşünüyorum. Sanatçı monografileri var yapmayı çok istediğim başladığım hatta.
Sergi projelerim var. Belgeselerimin devamını çekmek istiyorum. Daha ne olsun? Bir ömre daha ihtiyacım var yada elimi çok çabuk tutmalıyım.

Bu röportaj Artisans Dergi'nin 7. Sayısı olan Kasım-Aralık sayısında yayınlanmıştır. İzinsiz kullanımı yasaktır. 


Copyright © 2015